Kamu kurumlarına ait resmi plakalı araçların, görevleri gereği yasaklı alanlara park edebilmesi yasal mevzuat kapsamında mümkün. Acil durumlar, kamu hizmetinin aksatılmaması ve görev ifası gibi hallerde bu araçlara çeşitli muafiyetler tanınıyor. Ancak bu durum, son dönemde vatandaşlar arasında ciddi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Özellikle kaldırımlar, yaya geçitleri ve dar sokaklara yapılan parklar, kamu göreviyle ilgisi olmayan zamanlarda da sıkça görülüyor. Vatandaşlar, resmi plakalı araçların mesai saatleri dışında ya da kişisel ihtiyaçlar için bu alanlara park etmesinin yayaları mağdur ettiğini dile getiriyor. Engelli bireyler, çocuklu aileler ve yaşlılar için kaldırımların işgal edilmesi günlük hayatı zorlaştırıyor.

Şikayet mekanizmalarının yetersizliği de tepkilerin artmasına neden oluyor. Resmi plakalı araçlar söz konusu olduğunda birçok vatandaş şikayet etmekten çekiniyor. Şikayet edenler ise çoğu zaman sonuç alamadıklarını, denetim ve yaptırımın uygulanmadığını ifade ediyor. Bu durum, “resmi plaka dokunulmazlığı” algısını güçlendiriyor.

Mevzuata göre kamu araçlarının park muafiyeti yalnızca görevle sınırlı. Görev dışı kullanımda, diğer araçlardan herhangi bir farkı bulunmuyor ve trafik kurallarına uymaları gerekiyor. Ancak sahadaki uygulamalar ile yasal çerçeve arasındaki bu fark, vatandaşın kafasını karıştırıyor.

Vatandaşlar ise net bir soru soruyor: Bu parklar gerçekten görev gereği mi yapılıyor, yoksa keyfi mi? Şeffaflık ve denetim eksikliği nedeniyle bu soruya net bir yanıt alınamaması, kamuya olan güveni de zedeliyor. Yetkililerden beklenti, görev tanımı dışında yapılan ihlallerde gerekli işlemlerin kararlılıkla uygulanması.
Uzmanlar, sorunun çözümü için denetimlerin artırılması, resmi araçların görev kayıtlarının şeffaf hale getirilmesi ve vatandaş şikayetlerinin etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi halde kaldırımların ve yaya geçitlerinin işgali, hem trafik güvenliğini hem de toplumsal adalet duygusunu olumsuz etkilemeye devam edecek.
Birol ÇAKAN





