<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Köşe Yazıları</title>
         <link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/kose-yazilari/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Futbol okulu açıldı...]]></title>
			<description><![CDATA[Büyükkarıştıran Belediyesi ve Büyükkarıştıran Spor işbirliği ile ücretsiz olarak yaz dönemi futbol okulu açıldı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Büyükkarıştıran Belediyesi ve Büyükkarıştıran Spor işbirliği ile ücretsiz olarak yaz dönemi futbol okulu açıldı.
120 öğrencinin katıldığı futbol okuluna ziyarette bulunan Belediye Başkanı Ertuğrul Çamlıca ve Kulüp Başkanı Selami Sönmez öğrencilere forma hediye etti. Büyükkarıştıran Belediye Başkanı Ertuğrul Çamlıca; “Geleceğimiz olan çocuklarımızın yaz tatilini eğlenerek, dinlenerek ve öğrenerek geçirmesi için futbol yaz okulunu her yıl olduğu gibi bu yılda faaliyete geçirdik. Çocuklarımıza spor sevgisi aşılamak, yetenekli gençleri yetiştirmek ve teknoloji bağımlılığının önüne geçmek için profesyonel hocalarımızla çocuklarımıza destek oluyoruz. Ahlaklı, Centilmen ve Sporu seven çocuklarımız için bu faaliyetlerimize sürekli devam edeceğiz’ dedi. UĞUR HALEP
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2023/08/7b514efabb04b86f607f53c6f550a8c8.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2023/08/7b514efabb04b86f607f53c6f550a8c8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2023/08/7b514efabb04b86f607f53c6f550a8c8.jpg"/>
<enclosure url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2023/08/7b514efabb04b86f607f53c6f550a8c8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/futbol-okulu-acildi/24797/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 12:34:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kudüs Suskunluğu]]></title>
			<description><![CDATA[Kudüs Suskunluğu İlhan Bilgü • ibilgu@gmail]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kudüs Suskunluğu

İlhan Bilgü • ibilgu@gmail.com
Şu, neyi ne zaman yapacağı belli olmadığı gibi neyi niye yaptığına da akıl sır erdirilemeyen Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanı olan Donald Trump, elindeki bombayı tam da Kudüs’ün ortasına bıraktı. “Artık Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmenin vakti geldi.” dedikten sonra asıl hedefin Filistin’de barış olduğunu da sırıtarak açıklaması var ya, hakikaten kendisi öyle inanıyor. Kendisinden başka kovboy tanımayan bu isim, bizzat İsrail devletinin yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapıyor.
Her şeyden önce Kudüs, İsrail işgali altındadır ve merkezi New York’ta yani Trump’ın evinin yanında bulunan Birleşmiş Milletler de bunu böyle ilan etmiştir. Buna rağmen Trump’ın bu kadar pervasızca cesareti de boşuna değildir. Damadının bir Yahudi olmasının bunda etkisi vardır amma, adam bir kere megalomanya olunca normale dönemiyor. Hakkını yemeyelim, Trump Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu birden bire söylemiş birisi değil. Siyaset sahnesine çıktığında Orta Doğu ve İsrail ile ilgili yapacaklarının en önemlilerini bir bir gerçekleştiriyor. Amerikan bütçe açıklarının 750 Milyar Dolara tekabül edenini Körfez ülkelerinden alacağını söyledi ve pat diye, Suudî Arabistan’ın ne kadar önemli Prens ve iş adamları varsa, paralarına yolsuzluk iddiası ile el konulup işi bitirmedi. İşi ticarete de döktü; 750 Milyar dolarlık silah sattı. Katar’da 15 bin askeri var iken Birleşik Arap Emirlikleri öncülüğünde Körfez ülkelerini Katar’a saldırtmak istedi, Katar’daki paraları çekmeye çalıştı.
Suud’da baş müftü denilen birisi çıkıp önce Filistinlileri terörist ilan ettikten sonra, İsrail’e karşı direnmenin haram olduğunu ilan etti. Şimdi, bunlardan Trump’a ne demeyin. Trump’ın damadı elindeki bir planlama ile bütün bunları ince detaylarına kadar uygulayan kişi idi. Kudüs işte bu kadar basit bir ayak oyunu ile İsrail’e başkent olarak peşkeş çekiliyor. Haa, unutmadan, açıklamadan birkaç gün önce İsrail uçaklarının ikide bir Suriye’nin başkenti Şam’a saldırması da Rusya ile İran’ın tepkisini tartmaya yönelikti. Baktı ki tık yok, Kudüs İsrail’e başkent ilan ediliverdi.
Bereket versin ki, Recep Tayyip Erdoğan gibi biri çıkıp tehlikeye dikkat çekti de, sessizlik bozuldu. Bakmayın siz Avrupa Birliğinin ve Rusya’nın cılız tepkilerine. Adam eline silahı almış, ordusu ile ezip geçiyor, Filistinlileri, evlerinin etrafına duvar çekerek bir açık hava hapishanesinde tutar gibi tutuyor, istiyor öldürüyor, istiyor bombalıyor; şimdi bu başkent ilan işi iyi olmadı diyorlar. Yahu adam tam 50 yıldır yani 1967’den beri almış zaten Kudüs’ü hepinizin gözüne soka soka. Hem de sizin verdiğiniz silahlarla, şimdi böyle olmaz, mızıkçılık yapma diyorsunuz; biz de inanacağız.
İsrail, ABD ve çaktırmadan İngiltere’nin rızası olmadan oraya tuvalet bile yapamaz. Sanmayın siz, ABD’deki Yahudi Lobisi’nin gücü sebebiyle oluyor diye bunlar. Yahudi Lobisini güçlü göstermek ABD derin devleti ile İngiliz derin devletinin fırıldaklarındandır. Hepsinin de işine geldiği için iplerini oraya bağlıyorlar. Ama sanmasınlar ki, bu kovboy politikası ile İsrail ve Filistin’e barış gelecek. Aksine, barışın ortasına bombaları atıp kaçanlar onlar. Baksanıza, İsrail 1948’de kurulduğundan beri bir gece rahat uyuyabildi mi? Kadınlar dahil her genç İsrail’de insanların nasıl öldürülebileceğinin eğitimi almak zorunda kalmadı mı? Bu onları her gün ölme korkusuna sokmadı mı? Filistinlilerin, hiç bir hakkına saygı göstermeyen ve her hareketlerine karşılık kurşun yağdırmayı kahramanlık sayan İsrailliler işte bu yüzden Filistinlileri susturamayacaklar. Onun için de Kudüs’ü başkent ilan etseler de bu böyle olacak.
Ama bu karara suskunlukları ile destek veren “İslam dünyası” ise yüzüne tükürülecek kadar bir şahsiyete sahip olmadığını böylece gösterdi. Yine de Tayyip Erdoğan’ın girişimleri az da olsa şereflerini hatırlattı. Hatırlayabilirlerse tabi.
Evet, Kudüs gerçek bir Yeruşaliym olana kadar her herhâlde bu böyle gidecek.
]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/kudus-suskunlugu/6201/</link>
			<pubDate>Wed, 13 Dec 2017 09:05:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Terör karşısında sessiz kalmak]]></title>
			<description><![CDATA[&nbsp; İlhan Bilgü • ibilgu@gmail]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
&nbsp;
İlhan Bilgü • ibilgu@gmail.com
&nbsp;
Cuma namazının kılındığı bir sırada bir caminin bombalandığını düşünün. Bu hainane alçakça saldırıyı kimin yaptığına ihtimal verirsiniz? Elbette ki İslam düşmanı bir grubun yaptığına inanırsınız. Sonra, o kargaşa içinde can havliyle kaçışmaya çalışan çaresiz insanların üzerine acımasızca kurşun boşaltıldığını, 30 kadarının çocuk olduğu 305 kişinin bir anda öldürüldüğünü duydukça o şeytanî katiller hakkında ne düşünebilirsiniz? Ama maalasef, Müslümanların bir camide namaz kıldığı anda bombalanması ilk defa olmuyor. Bunun nasıl olabileceğini düşünmenize de gerek yok. Zira daha geçen hafta o vahşeti Mısır’ın Ariş kentinde Ravza camiinde yaşadık.
Aslına bakıldığında camilerin bu şekilde hedef olmasının ve yüzlerce Müslümanın Rabblerinin huzurlarına çıktığı bir anda öldürülmelerinin bir kaç açıdan incelenmesi gerekiyor.
Fakat burada en önce dikkatlerinizi çekmek istediğimiz konu katillerinin kimliğidir. Katillerin hepsi de bu katilliği sadece kendilerinin “en iyi Müslüman oldukları”iddiasıyla yapıyorlar. Yani bu katiller Allah rızası için, Allah’ın “Cuma günü namaza çağrıldığınızda Allah’ı zikretmek üzere namaz kılmak için camiye koşuşun!” emrine uyan bu Müslümanları öldürmekten zevk alıyorlar.
İşte böylesi bir din anlayışı, o saldırıda 300-500 insanı öldürmekten daha tehlikeli bir anlayıştır. Bu anlayış, ne Peygamber Efendimizin din anlayışı ile ne de 1440 yıllık İslam anlayışı ile bağdaşmıyor. Bu adamlar nasıl ve hangi ortamda yetişti de, Müslüman öldürmeyi Allah’ın rızasını kazanmanın en rahat yolu olarak gördüler? Bu soru, Müslümanların cevaplandırması gereken en önemli sorudur.
Meselenin ikinci boyutu, bu katliamların kime ne kazandırdığı sorusudur. Şurası kesindir ki, bu katliamlar önce Müslümanlara zarar vermekte, sonra da dünyada ne kadar İslam düşmanı var ise, o düşmanları tek tek sevindirmektedir. Baksanıza, bugün, Londra’da, New York’ta, Paris’te Berlin’de bir terör saldırısı olduğunda dünyayı ayağa kaldıran Batı dünyasının, Somali’de, Pakistan’da, Irak’da, Suriye’de camiler bombalandığında terörün önlenmesi konusunda her hangi bir önlem alma girişimine şahit olabildiniz mi? Ah vah demekten başka bir şey yaptıklarını duydunuz mu? Üstelik, hem Batı dünyasında hem de İslam dünyasında terörü yapanların sıfatlarının aynı olmasına rağmen. O sıfat İŞİD veya DAEŞ sıfatıdır.
İşte bu DAEŞ canavarının, İslam dünyasında açtığı tedavi edilemez derin yaranın daha da derinleşmesi isteniyor. Hadi diyelim ki, bu Batı dünyasının çifte standart uygulamak karakteristiğidir de, ya sözde İslam ülkelerine ne oluyor? Bu vahşilere karşı nasıl da sessiz sessiz izliyorlar olayları.
Bu arada siyasal anlaşmazlıklarına rağmen Türkiye’nin Mısır’daki olayla ilgili olarak ulusal yas ilan etmesi ve olayı en sert şekilde kınaması bu sessizliği delen tek ses oldu. Bu sessizliğe bürünen ülkeler sanmasınlar ki, DAEŞ belası ne Irak’ta, ne Suriye’de ne Mısır’da durup dururken ortaya çıktı. Bir gün ansızın başka ülkelerin başına da bela olabilir. DAEŞ’in tek hedefinin Müslümanlar olduğunu bilmeyen kalmadı. Unutmayalım, adı DAEŞde olsa, kendilerine (henüz) dokunmadığı için sessizce duranları, terör bir gün gelir bulur. Aynı şekilde, Türkiye’nin dört bir yandan terörün hedefi haline gelmesi karşısında sesini çıkarmayan, belki de aksine teröristlere her türlü desteği verenler, bir gün bu terör canavarının kendi kapılarını çalabileceğini unutmasınlar. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste, atasözü misali, terör karşısındaki sessizlik ve suskunluk sahibine zarar verecektir.
]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/teror-karsisinda-sessiz-kalmak/6198/</link>
			<pubDate>Wed, 13 Dec 2017 09:03:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BİLGİNİN HIZI.]]></title>
			<description><![CDATA[&nbsp; Her şey hızla değişiyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[&nbsp;
Her şey hızla değişiyor.
Tabi bilgi de.
Bilgi ve moral.
Toplum ve devletleri güçlü kılan iki unsur.

Her işin bir maddi, bir de manevi yanı var.
..........................................................................
Sanayi devrimine kadar, yüz yılda ikiye katlandığı söylenen bilginin, günümüzde neredeyse bir yılda ikiye katlandığı görülmüş.
Artık donmuş bilgileri ezberleten üniversite modeli miadını doldurmuş.
Donmuş bilgilerle eğitim, ticaret ,siyaset yapanlar sınıfta kalıyormuş.
Artık gelişmiş dünya ülkeleri okullarında:
1- Küresel dünyayı anlamak.
2- Fiziksel dünyayı anlamak.
3- Biyolojik dünyayı algılamak
4- Bilişim dünyasını algılamak
5- Muhakeme yürütmenin ahlaki ve sayısal temellerini kavratmak.
6- Kendi dilinde ve yabancı dillerde yazılı ve sözlü iletişim kurmanın önemi kavratılırken..
Bizde ise 35 yıldır müfredat denilen öğretim programlarının pek değişmediği görülmüş.
Güncelleme, yeni format atma, hız yükseltme...Her şey için geçerli.
....................................................................................................................
Bilim kendini yeniliyor.
İnsanlık bilinci geliştikçe, bilimdeki doğru bildiğimiz kavramlar değişiyor.
Artık Aristo yasalarının yerini Newton yasalarını..
Newton yasalarının yerine de Einstein yasaları koymuş.
Biz ne yapıyoruz?
Kendimizi tekrar ediyoruz.
İnanç temelli, ahlaklı bir toplum yaratmaya çalışıyoruz.
............................................................................................................
Haber gazetelerden:
“Diyanet işleri Başkanlığına Bütçeden 6 milyar 867 tl ayrılmış.
Bu bütçe 11 bakanlığın bütçesinden fazlaymış.
Bunların içinde
Ekonomi, Kalkınma, Enerji Tabi Kaynaklar, Bilim sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Sağlık, Kültür ve Turizm bakanlığı, varmış.
......................................................................................................
Alman disiplini ve Japon iş ahlakı yükselen iki değer.
İnanç temelli bu eğitim anlayışı acaba, bize bunları kazandırabilir mi?
Üniversitelerimizden yorum bekliyoruz.
Bilinç çıtası ve morali yüksek bir toplum olmak dileğiyle.
Ali Özer /Babaeski 9.08.2017

]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/bilginin-hizi/5281/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 16:39:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AVCI İKEN AV OLAN İNSAN..]]></title>
			<description><![CDATA[Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, kendini böyle tanımlıyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[


Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, kendini böyle tanımlıyor.
Bazı gerçekleri okudukça öğreniyoruz .
Yaşananlar yansıtılınca bazı gerçekler daha iyi ortaya çıkıyor.
“Haliç’te Yaşayan Simonlar.” 2010 yılında yazılmış.
588 sayfalık kitabı yeni bitirdim.
Eski Emniyet Müdürü yaşadıklarını, duygularını yansıtmış .
Kitabın önsözünde “ Neden yazıyorum? Kaç yaşındayım ? sorularını yanıtlamış.
İlginç, çarpıcı değerlendirmeler var.
“Takvim yaşına göre 54 yaşındayım. Fizik yaşım 35-40.
Oysa yaşadığım ve gördüğüm olaylar , çektiğim acılar nedeniyle duygu dünyamda kendimi 100-150 yaşında hissediyorum.” diyor.
Kitabın adına gelince..
Haliç ve Simon birer sembol.Biri ülkemiz,diğeri de tarikat ve örgütlere giren kişiler için söylenmiş.
Sözü müdürümüze bırakalım.
Haliç:
“İstanbul’da görev yaptığım 1992-1996 yılları arasında görev yerim Gayrettepe’deydi, evimiz ise Ataköy’de. Her gün akşam geç saatte saat 23.00 sularında Gayrettepe’den çıkıp, evimize giderken Haliç’ten geçiyorduk. Haliç o zamanlar inanılmaz kötü kokuyordu.Tam olarak lağım kokusu duyuluyordu. Ve ben bu kokuya dayanamıyordum. Koku gelmesin diye burnumu kapatmama rağmen, Haliç’ten gelen koku midemi bulandırmaya yetiyordu. Haliç’ten geçmek benim için bir ölümdü. Daha yaklaşmadan Okmeydanın’da burnumu kapatmam gerekiyordu. Ta ki tüneli geçinceye kadar. Fakat Haliç’in etrafında yaşayan insanlara bakıyordum ; onlar parklarda geziyor, yemek yiyor, hatta bir kısmı piknik yapıyordu. Bu kötü kokudan sanki hiç rahatsız değillerdi. Bu durum bana çok tuhaf gelmişti. Demek ki kötü bir ortamda bulunan insanlar bir müddet sonra oraya uyum sağlayıp alışıyorlar ve bu ortamın çirkinliğini göremiyorlardı.Ne kadar kötü ve sağlıksız bir ortamda bulunursa bulunsun , bir süre sonra kişinin bünyesi bu duruma uyum sağlayarak kötülüğün farkına varamıyordu...
Bir an için düşündüm bu sadece fiziki ortamla mı ilgiliydi.Düşünceler, sosyal davranışlar etik kurallar gibi toplumsal hayatı etkileyen unsurlar için de geçerli miydi?
.....................................................................
Simon:Bir PKK lı.Asıl adı Yılmaz Çelik. Kod adı :Simon.
PKK kamplarında beyni yıkanmış bir militan. Örgütler,insan ruhunun ve kişiliğinin değiştirildiği yerler.
“PKK kamplarında bulunan militanlar inanılmaz bir yönlendirmeye tabi tutuluyor, ve inanılmaz bir inanç keskinliği içinde yetiştiriliyorlardı.Örgütün isteği dışındaki en ufak bir faaliyet ciddi bir suç olarak yargılanıp değerlendiriliyordu.Kamta bulunan bir militan eğer, “Ben bir yıl önce İstanbul’da şöyle gezmiştim, kız arkadaşımla beraber deniz kenarında dolaşmıştım” şeklinde konuşursa en hafifiyle bu kişinin cezası idamdı. Baygın baygın bakmak suçtu. Cezası idamdı.”
İnsani değer yargıları kalmayan , gerçekleri görmeyenler gibi..
Simonlaşmak, gerçekleri görmemek, bir örgütün, bir tarikat liderinin değer yargılarına kendini vermek gibi...
.......................................................................................................
Okumakta yarar var. Gerçekleri görmek için, uydu olmamak için.
Tek rehberimiz akıl, bilim ve vicdanımız olmalı.
Güzel ülkemin mutlu yarınları olsun.
Daha şeffaf, daha aydınlık, daha demokrat,daha mutlu toplumumuz olsun.
Toplumumuzda Haliçler bitsin, Simonlar kalmasın.
Mümkünse kitabı okuyalım dostlar.
Sağlık ve sevgiyle kalın.
Ali Özer /Babaeski 5.08.2017















BeğenDaha fazla ifade göster
Yorum Yap








]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/avci-iken-av-olan-insan/5277/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 16:38:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BENGÜ ‘YÜ DİNLERKEN.]]></title>
			<description><![CDATA[Babaeski Tarım Festivali’nin ikinci gecesi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[




Babaeski Tarım Festivali’nin ikinci gecesi.
Babaeski kıpır kıpır.Caddeler dolu.
İnsanlarımız festival alanına akıyor. Her yer canlı.
Garaj üstü, dere kenarına da masalar konmuş. 
Bengü’yü kuş bakışı izliyorlar..Hisar’dan Boğazı izler gibi.
Manzara güzel. Çevrede dostlar da var. Eşimle biz de oturduk.
Genç ,temiz yüzlü bir garson geldi.
Çay yokmuş, sadece bira ,kola ve soda olduğunu söyledi.
Birer limonlu soda söyledik.
Hava güzel, müzik güzel, çevrede dostlar güzel.
Meyveli sodamızı yudumluyoruz.
Uzaktan da olsa Bengü’yü izliyoruz.Ritmik, canlı, güzel müziğine eşlik ediyoruz.
Yan masadakiler elleriyle tempo tutuyorlar.Gece güzel gidiyor.
Eşim Veteriner Özge hanımın çocuğunu seviyor, ben yan masadaki eski öğrencimle sohbet ediyorum.
Bir ara temiz yüzlü garson yanıma geldi. Eğilerek, yavaş sesle:
“Abi ,patron bana fırça attı.Bu masa bira içenlere verilirmiş.Sodanızı içince kalkın, kusura bakmayın , demez mi..”
Gecenin serinliği, müziğin güzelliği, dostların sohbeti.
Karşımda temiz yüzlü ,genç bir çocuğumuz.
Ne gecenin , ne de genç kardeşimizin güzelliğini bozmaya gerek yoktu.
“Tamam koçum,seni mi üzelim.
Oyunun kuralı neyse uyarız. Madem soda içene bu masada oturmaya izin yok , bize de iki bira getir."
Plastik bardakta iki bira geldi.Yanına kuru yemiş de istedik.
Ayrılırken 40 tl de hesap ödedik.
İki soda, iki bira, bir de çerez için. (Hesap normal mi?)
Güzel esnafımıza , dere kenarındaki bu hizmeti için teşekkür ediyoruz!
Festivalimiz, kasabamıza ekonomik, sosyolojik ve kültürel zenginlikler getirsin.
Babaeski bir köy olmaktan kurtulsun, çağdaş bir kent olsun.
Ali Özer /Babaeski 5.08.2017
















Beğen
Yorum Yap








]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/bengu-yu-dinlerken/5273/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 16:36:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GURBET]]></title>
			<description><![CDATA[Gurbet kavramını şehirler arası terminallerde tanımlayanlardan biri olmadı hiç]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Gurbet kavramını şehirler arası terminallerde tanımlayanlardan biri olmadı hiç. O kavramla farkına varmadan tanışmıştı. Aşkı tanıdığındaysa her seferinde yeniden tanımlayacaktı onu.
Lisedeydi o yıllar.
Babasının gitmediğini onları terk ettiğini öğrendiğinde hiç soru sormamış içine yığılmıştı. Hayatı kendi dışında zembereğinden boşalmış gibi değişirken tutabildiği tek ipi sıkı tutmaya kararlıydı. Yani kendi küçük dünyasında gözle görülür bir değişiklik olmasına izin vermiyordu, lise birinciliğine odaklanmıştı. Anneciğinin bir de kendi duygularıyla uğraşmasına gönlü razı değildi. Sessiz olursa hiç yükü olmayacağını kestirmişti. Geceleri yumuşak mağaram dediği yatağına çekildiğinde içinde bir şeylerin değiştiğini fark ediyordu. Hiç bilmediği bir yere doğru sürekli düşüyordu.
Düşüyordu.
Düşüyordu.
Düşüyordu.
Rüyalarında cinden periden hiç korktuğunu hatırlamamasına rağmen cinsiz perisiz yeni bir rüya ona musallat olmuştu. Üstelik çok korkutuyor ve ağlatarak uyandırıyordu.
Sonsuz genişlikte bir yerde gözünü açıyordu. Soğuk evler ve tanımadığı insanlar vardı, dilsizdiler.
İstendik bir sessizlik olduğunu düşünmek istemiyordu, sessizliği bu kadar acımasız bilmemişti daha önce. Ona oraya ait olmadığını hissettiren boş ve ilgisiz bakışlarla bakıyorlardı.
Evi nerdeydi?
Yol neredeydi?
Nasıl geldiğini bilmediği bir yerden nasıl gideceğini nereden bilecekti? O sonsuz genişlikte durmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu. Birilerinin onu gördüğünü hissediyordu da görüşteki niyeti sezemiyordu.
Ürküyor ve üşüyordu.
Üniversiteye başlayıp aşkla ilk kez tanıştığında hayatındaki pek çok eksik tamam olmuştu da içindeki garip duygu tüm yabaniliğiyle orada duruyordu. Duracağa da benziyordu. Boşluk onu seçmişti, dolması imkansızdı yaratılışına tersti. Boşluk dolmadığı müddetçe boşluktu.
Ben ile kendisi arasında gidip gelirken böylece, yar (zamanın göreliğini hafife almadan) üç beş vakit konakladığı bir han oluveriyordu soluklandığı. İsli eski bir gaz lambası olan aşk, ışıttığı kadar aydınlatıyordu hanın duvarlarını. Sinmiş kokuları, izleri, yaraları, irinleri, geçmiş zamanları okuyordu hanın etten duvarlarında. Derin bir sessizlikte ve ama karanlığında parmak uçlarıyla bir tuğla gibi üst üste dizilmiş izlerin inşa ettiği An’ın içinde gezinirken usulca şöyle mırıldanıyordu: “Saygıyla bük sessizliğini…”
]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/gurbet/4601/</link>
			<pubDate>Mon, 12 Jun 2017 13:09:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BU KOŞU KEPİRTEPEYE ,BU KOŞU IŞIĞA,BU KOŞU UYGARLIĞA]]></title>
			<description><![CDATA[Haber: Aydın BİLGİLİ Türkiye'deki en büyük eğitim reformlarından Köy Enstitüleri zamanında eğitim hayatına merhaba diyen Kepirtepeli 6 mezun, köy enstitülerinin önemine dikkat çekmek için 'Başlangıçta]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Haber: Aydın BİLGİLİ
Türkiye'deki en büyük eğitim reformlarından Köy Enstitüleri zamanında eğitim hayatına merhaba diyen Kepirtepeli 6 mezun, köy enstitülerinin önemine dikkat çekmek için 'Başlangıçtan Sona Kepirtepeliler' ismiyle Edirne'den Lüleburgaz Kepirtepe'ye 70 km parkurda koşu gerçekleştirdiler
Türkiye'deki en büyük eğitim reformlarından Köy Enstitüleri zamanında açılan Kepirtepe Öğretmen Okulu mezunları, köy enstitülerinin önemine dikkat çekmek için 'Başlangıçtan Sona Kepirtepeliler' ismiyle bir koşu düzenleyecek. Çeşitli dönemlerde mezun olmuş 6 Kepirtepeli mezun, okulun temelinin atıldığı Karaağaç bölgesindeki kışlanın önünden okulun Lüleburgaz'daki binasına kadar toplamda 80 km koşarak köy enstitülerine olan vefalarını gösterecek.
'Başlangıçtan Sona Kepirtepeliler Koşusu', 20 Mayıs 2017 Cumartesi saat 09.00'da Kepirtepe'den çeşitli dönemlerde mezun olmuş 6 atletin katılımıyla Karağaağaç'ta, Kepirtepe'nin temellerinin atıldığı askeri kışla yakınlarında başlayan Karaağaç- Lozan Caddesi - Meriç ve Tunca Köprüleri- Saraçlar Caddesi- Talatpaşa Bulvarı üzerinde toplu olarak koşulduktan sonra atletlerin değişimli olarak katılımları ile gerçekleşen koşuda atletler Babaeski’yi girdiklerinde kendilerine Kepirtepe Öğretmen Okulu Mezunu iki atlet daha eşlik etmeye başladı.
Babaeski Öğretmenevi önünde toplanan Kepirtepe mezunu öğretmenler arkadaşlarına alkışla moral verdiler.
Babaeski’den geçen atletler akşam, Lüleburgaz'da konaklandıktan sonra 20 Mayıs sabahı Lüleburgaz'dan toplu olarak Kepirtepe'ye yapılacak koşu ile sona erecektir”
Atletlerin Babaeski gelişi ve Babaeskiden geçişleri ile ilgili olarak görüştüğümüz emekli öğretmen Sami Meriç Gazetemize yaptığı açıklamada şunlara yer verdi;Edirne Karaağçtan başlayan ve Babaeski’ye gelen atleri öncelikle kutluyorum.Bu koşu yanlızca bedenlerin koştuğu ve sayılarla ifade edilen bir koşu değildir. Bu koşuda yer alan atletler Kepirtepe’nin değelerini kuşanarak koşuyorlar. Bu koşu Kepirtepe değerlerinin 80 yıldır elden ele, nesilden nesile bir bayrak yarışı gibi aktarılmasını simgeleyen bir etkinlik olarak tarihte yerini alacak.Tıpkı 19 Mayıs Samsun’dan Ankara’ya yapılan koşu gibi.
Bu koşu Kepirtepeye,bu koşu ışığa, bu koşu uygarlığa doru yapılan bir koşudur.
KEPİRTEPE OKULU TARİHÇESİ
1937 yılında Edirne'nin Karaağaç bölgesinde asker kışlası olan binada Eğitmen Kursu olarak yaşamına ilk adımlarını atmış, 1 yıllık deneme sonrası 14 Kasım 1938 tarihinde 'Küçük Zabit Mektebi' adını taşıyan binada Trakya Köy Ögretmen Okulu adıyla çalışmalarına başlamıştır.
Kepirtepeliler, 27 yıldan bu yana Kepirtepe'de toplanarak çeşitli etkinliklerle geçmişlerinden aldıkları ışığı, yeni kuşağa taşımanın bilincinde olduklarını ortaya koymakta ve farkındalık yaratmaktadır.
]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/bu-kosu-kepirtepeye-bu-kosu-isigabu-kosu-uygarliga/4386/</link>
			<pubDate>Sun, 21 May 2017 10:43:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[HAVUZBAŞI SOFRASI DÖRDÜNCÜ YILINA MERHABA DEDİ.]]></title>
			<description><![CDATA[Haber: Aydın BİLGİLİ Hacı Hasan mahallesi Cumhuriyet caddesi NO:2/C de Babaeski halkına hizmet veren Havuzbaşı Sofrası dördüncü yılına merhaba dedi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Haber: Aydın BİLGİLİ
Hacı Hasan mahallesi Cumhuriyet caddesi NO:2/C de Babaeski halkına hizmet veren Havuzbaşı Sofrası dördüncü yılına merhaba dedi.
Bundan tam üç yıl önce 25 Nisan 2015 günü Başta İl Valimiz Mustafa Yaman,CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Belediye Başkanımız Av. Abdullah Hacı başta olmak üzere ve yoğun bir katılımı ile Babaeski Halkının hizmetine giren Havuzbaşı Sofrası kalitesinden ödün vermeden bugüne kadar geldi.
Bir aile işletmesi olan Havuzbaşı Sofrası işletme sahibi Seyhan Berber 4. Yılı dolayısı ile gazetemize yaptığı açıklamada şunlara yer verdi; Havuzbaşı Sofrası, Kırklareli KOSGEB Hizmet Merkezi Müdürlüğü Uygulamalı Girişimler Eğitimi sonrası açılan bir aile şirketi olan Havuzbaşı Sofrası olarak açıldığımız günden beri siz değerli Babaeski halkımıza en iyi hizmeti sunmaya çalışmaktayız. Bugün açılışımızın 4. yıldönümünü kutlamaktayız, bu günlere gelmemizde büyük katkısı bulunan siz Babaeski'li hemşehrilerimize teşekkürü borç biliyoruz.. Güvenilir, temiz, titiz kadromuzla, meşhur Edirne tava ciğerimizle ve lezzetli yemeklerimizle sizlere en iyi hizmeti bundan böylede en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz.
Havuzbaşı Sofrası olarak Hergün değişen günün menüsü olan sıcak yemeğimiz ve sürekli olarak bulundurduğumuz meşhur Edirne çiğerimiz, Izgara köftemiz ile hizmetimize devam ediyoruz.
Izgara çeşitlerimiz ve çorbalarımız, tatlılarımız ve ev ve işyerlerine anında servizlerimiz ile bugüne kadar kalitesinden ve hizmetinden ödün vermeyen işyerimiz bundan böylede aynı özveri ile sizlere hizmet etmeye devam edecektir. Yani sizlere bir telefon kadar yakınız.
Çorbalarımız
Tavuksuyu Çorbası
Mercimek Çorbası
IZGARALARIMIZ
Edirne Tava Ciğeri, Havuzbaşı Köfte, Izgara Köfte Sucuk, Tavuk Şiş, Tavuk Kanat, Türk Mutfağının olmazsa olmazı Kuru Fasulye, Pilav
TATLI ÇEŞİTLERİ
Hayrabol Tatlısı
Peynir tatlısı
Keşkül
Tüm bunların yanında soğukl içeceklerimiz ile tüm gün boyu halkımızın hizmetindeyiz.
Sipariş Telefonlarımız:
0 288 512 66 00
0 545 391 66 33
]]></content:encoded>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/havuzbasi-sofrasi-dorduncu-yilina-merhaba-dedi/4073/</link>
			<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 16:24:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Naçizane çözüm önerisi]]></title>
			<description><![CDATA[Erhan ERTÜRK Söz Bende erhanerturk39@gmail]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erhan ERTÜRK
Söz Bende
erhanerturk39@gmail.com
Naçizane çözüm önerisi
Babaeski, bir süredir sokak köpekleri için neler yapabileceğini düşünüyor. Babaeski Belediyesi’nin çözüm önerilerini tartışmak yerine ben doğruyu bilirim tavrı sorunun gün geçtikçe artmasına neden oldu. Belediyenin bünyesinde işlere çözüm üretecek bir beyin takımı olmayışı ve gün geçtikçe ezbere yapılan uygulamalar bu sorunu çözmeyecektir. Hizmet kiralama yoluyla geçtiğimiz hafta başlanan ve yapılan sokak köpeklerini kısırlaştırma işlemi periyodik olarak yapılan bir iş.
Başkan Abdullah Hacı’nın biraz da zorlamalarla kabul ettiği hayvan barınağı ise bürokratik süreçte. Sokak köpeklerinin bisiklete ve motosiklete binen insanları tedirgin ettiği aşikar. Hayvan severler ise bu korkunun hakim olmasının hayvanların zehirlenerek öldürüleceği kaygısını getirdiği düşüncesini savunuyorlar. Köpeklerin zarar gördüğü, hayvan sever çevrelerin zehirleme olacak diye tedirgin olduğu, köpek fobisi olanın korktuğu çözülmemiş bir sorun var !
Sorun eğer ki Babaeski’nin sorunu ise; bunu çözecek burada yaşayan insanlardır. Sadece Babaeski Belediyesi’ne yüklenerek bu işi çözmek zor olacaktır. Yine de Belediye bugüne kadar yapmadığı yükümlülükleri yerine getirmeli ve ödevini eksiksiz yapmalıdır.
Bir şehrin sakinleri olarak sorunun çözümü için beyin fırtınası yapmak durumun raporunu gözler önüne sermek buradaki 30 bin Babaeskilinin görevidir. Görüşüme göre bir kaç kurum iş birliği yaparak bu sorun çözülebilecek durumda. Yasanın belediyelere yapacaksın dediği ve birincil görevli saydığı doğrudur. Belediye öncülüğünde bir organizasyonla sokak köpekleri sorun olmaktan çıkabilir.
Mezunu olduğum Kocaeli Üniversitesi’nde kısırlaştırılmış, aşıları tam ve küpesi bulunan köpekler tüm kampüs içinde öğrencilere arkadaşlık yapıyordu. Öğrenciler yemeğini köpeklerle paylaşır, başını okşar dersini beklerdi. Köpekten korkan bazı arkadaşlarımın da bu yolla köpek korkusunu aştığına şahit oldum.
Biz de Babaeskililer olarak bu şekilde bir organizasyona giderek şehrimizdeki yüksekokul, liseler, ortaokullara ve ilkokullara bir kaç köpek yerleştirerek medeni bir ortam içinde şu sorunu çözmek için adım atmış oluruz. Babaeski Belediyesi okullara verilecek köpeklerin aşısı, kısırlaştırması, temizliği, maması için yardımcı olarak ödevini tamamlamış olacaktır.
Okullara verilecek köpeklerin çocuklar üzerinde iyi etkiler edeceğini düşünmekteyim. Kantinden aldığı bir atıştırmalığı köpekle paylaşacak bir genç veya bir çocuk paylaşmayı öğrenecektir. Köpek fobisi olan öğrenciler yine köpeklerle görüşerek, korkusunun üstüne gitme şansı bulacak. Hatta büyük ölçüde korkusunu atacaktır.
Şehrin ileri gelenlerinin bir araya gelmesini savunan Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı ve Kaymakam Tarkan Keskin’e bu sorunun çözümü için önerim budur. Çözüm önerime yasal ve bürokratik bir engel varmıdır ? Denemeye değer mi ? Bilemiyorum.
Bir barınağa parayı vererek bu işi çözmek hatta çözememe ihtimali varken, çocuklarımızın yanına köpekleri yollayarak çözmek tüm Türkiye’ye örnek olacaktır. Babaeski gibi küçük sevimli bir yerde samimi bir çözüm önerisidir.
11.10.2016
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/10/38.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/10/38.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/10/38.jpg"/>
<enclosure url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/10/38.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/nacizane-cozum-onerisi/1106/</link>
			<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 17:18:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erhan ERTÜRK SÖZ BENDE]]></title>
			<description><![CDATA[Erhan ERTÜRK Söz Bende erhanerturk39@gmail]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erhan ERTÜRK
Söz Bende
erhanerturk39@gmail.com
Tahtakurusu
Ülkemizde de kullanılan kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı devlet yönetiminde; yasama, yürütme ve yargı kurumları demokratik devlet yapısını koruyan üç güç olarak bilinmektedir.
15-16 Temmuz’da demokrasiye karşı yapılan darbe girişimininde halkın bilgilendirilmesinde üç güçten sonra dördüncü güç olarak kabul edilen medya önemli bir sınav verdi.
Darbe girişimi an ve an canlı yayında izlendi. İnternetten ve twitter aracılığı ile ülkede yaşanan gelişmelere anında ulaşıldı. Eğer ki bir gün geriye dönüp, 15 Temmuz darbe girişimini hatırlayacaksak o akşam yayın yapan televizyonlardan da bahsedeceğiz.
Basının  görevini yaptığında gerçekten önemli bir güç olduğu tekrar gözler önüne serildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, telefon ile 3G bağlantı yaparak ülkeye seslenme imkanı buldu. Halkı sokağa çağırması, kalkışmanın başarısız olmasını sağladı. İleriki dönemde bu konuda inceleme yapacak bilim insanlarının yeni medya yönünden inceleyeceği bir akşama tanıklık ettik.
İşte belki de 15 Temmuz’da ülkemizin geleceğini şekillendiren basın mensupları  için 24 Temmuz önemli bir gündü. 24 Temmuz ülkemizde ‘’Basın Bayramı’’ olarak kutlanıyor. Neden 24 Temmuz’da kutlandığını kısaca anlatırsak; 1946 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından basın bayramı için bir tarih aranmış. Falih Rıfkı Atay, basın üstündeki yoğun sansürün kalktığı 2.Meşrutiyetin ilan edildiği tarih olan 24 Temmuz’u önermiş. Ve her yıl bu tarih basın bayramı olarak kutlanmaya başlanmış.
Yoğun sansür yaşanan  24 Temmuz 1908 İkinci Meşrutiyetin ilanından önceki dönemde, basının başında bir sansür heyeti görev yapmaktaymış. Çeşitli kelimeler uygulanan sansür yüzünden yazılardan çıkarılırmış. Padişah 2.Abdülhamit, hakkında çağrıştırıcı kelimeler bile muhalif olacağı için yazılamazmış. Metin içinde geçen tahtakurusu kelimesi, tahtı kurusun şeklinde anlaşılacağı için absürd bir düşünce ile sansürlenmiş mesela.
İşte o sansür ortamının dağılmasını müjdeleyen 24 Temmuz günü bugün basın bayramı olarak kutlanıyor. Tüm basın emekçilerinin bayramını kutluyor ve nice sansürsüz bayram diliyorum.
24 Temmuz 2016
&nbsp;
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/07/1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/07/1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/07/1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.babaeskisozgazetesi.com/images/haberler/2016/07/1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.babaeskisozgazetesi.com/soz-bende-25-temmuz-2016-gazetesi/486/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Jul 2016 16:52:35 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>