Ana Sayfa Gündem 9 Aralık 2019 87 Görüntüleme

Kırklareli Kent Konseyi Lüleburgaz Ovacık Köylüsünün yanında

Lüleburgaz’ın Ovacık köyündeki hayvancılık tesislerinin neden olduğu kirliliği yerinde inceleyen, Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem köylülere çevre mücadelesinde destek verdi.
Lüleburgaz’a bağlı Ovacık köyündeki bir hayvancılık tesisinin çevreye bıraktığı atıklar sonucu köy mezrası büyük ölçüde zarara uğradı. Kirlilik nedeniyle hayvancılık yapamaz hale gelen köylüler seslerini duyurarak yetkililerden destek istedi. Ovacık Köyü Muhtarlığı, çevre gönüllülerine çağrıda bulunarak, kirliliğin yerinde incelenmesini istedi.
Ovacık köyünde incelemelerde bulunan Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem şunları söyledi;” “Kırklareli Lüleburgaz İlçesi Ovacık Köyü Muhtarlığı’nın daveti üzerine yaşanan çevre kirliliğini yerinde görmek için gittiğimizde, hem gördük hem de kokusunu teneffüs ettik. Gördüklerimiz gelecek adına endişelerimizi arttırdı. Bir de bu işletmelere çiftlik diyorlar. Çiftlik böyle mi olur? Kelime anlamına bakın. Yarattığı kirliliği görünce çiftlik olmadığı anlaşılacaktır. Bunlar yüzlerce binlerce hayvanın kapatılmasıyla endüstriyel hayvancılık tesisleri olmuş. Yarattığı kirlilik ise köylünün hayvanlarını otlattığı merayı, su içtiği hayvan sulama çeşmelerini kirletmiş, meraya hayvan salmak imkansız hale gelmiş. Meraya çıkan hayvanlar Endüstriyel Hayvancılık Tesisi’nin atıkları ile bataklığa saplanıp kalıyor. Bunlar hayvan çiftliği olsa, merayı, meradaki su kaynaklarını yok eder mi?”
Tren yolu tehlikeye açık
Çidem köyde bulunan demiryolu hattı hakkındaki tehlikeye dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi;” “Daha büyük bir tehlike ise, demiryolu boyunca açılmış atık kanalı ve menfezin altında biriken atıklar… Çorlu tren faciası henüz sıcaklığını korurken, onlarca canımızı kaybettiğimiz bu tren yolu yeni tehlikelere açık hale geliyor ki, tren bu menfeze yaklaştığında yavaşlıyor. Neden? Menfezin altı sıvı atıklarla dolu.”
Kapalı ortamdaki gübreler zehire dönüşüyor
Ergene nehrinin ve çevresinin de kirlendiğine dikkat çeken Çidem; “Endüstriyel hayvancılık tesislerindeki hayvanlar kapalı bir ortamda ve toplu olarak yetiştiriliyor. Ancak küçük aile işletmelerinde hayvanlar dışarıda geziyorlar ve dışkıları da tarımsal gübre olarak geri dönüyor. Kapalı ortamdaki hayvanların gübreleri ise bir yerde toplanıyor ve tamamen zehire dönüşüyor. Geçtiğimiz ay Kırklareli’nde bulunan Şeytan Deresi gitti, daha önce de Teke Deresi’nde, şimdi de Ovacık Köyü merasında benzer kirlilik. Kirletenlerle ilgili etkin adli ve idari yaptırımlar uygulanmadığı sürece işimiz çok zor. Ama’sız, fakat’sız, kayıtsız şartsız yaşam alanları toprak, hava, su kirletilmemeli, korunmalıdır. Çünkü biz Ergene’yi kaybettik. Meraları, toprakları da kaybedince nerede yaşayacağız? Trakya’nın can damarı olan Ergene Nehri’nin ardından bölgedeki dere, toprak ve göletler de kokmaya başladı. Artık tuz kokmaya başladı. Bozulan bir şeyi düzeltecek çare vardır. Ama o çare de bozulmuşsa artık yapacak bir şey kalmaz. İlgili, yetkili kim varsa derhal sürece dâhil olmalı, görevlerini yapmalıdır. En kısa sürede kirliliğin önüne geçilerek kalan temiz su kaynaklarının kayıtsız şartsız korunmasını sağlamaları gerekir.”
Herkes sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir
herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu ve mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Çidem son olarak şunları söyledi;” “Anayasa’nın 56. Maddesi; herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu; çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin ise devletin ve vatandaşların ödevi olduğunu ifade eder. Anayasamızın bizlere yüklediği ödevler gereği, Kırklareli Kent Konseyi olarak, Trakya Platformu Bilim ve Hukuk Kurulları’nın destek ve katkılarıyla, yaşam alanlarımızı bugün ve gelecek adına koruyup savunmaya devam edeceğiz. Hayvancılık tesislerinin su kaynaklarına verdiği zararları ilimiz sınırları içerisinde birçok defa gördük. Artık görmek, duymak ve koklamak istemiyoruz. Dünyadaki temiz su kaynaklarının hızla tükendiği bir dönemde, bölgemizdeki temiz su kaynaklarının ve topraklarımızın hızla kirletildiğini görmek gelecek adına endişelerimizi arttırmaktadır. Hayvanların su içemediği bir göleti, çeşmeyi, otlayamadıkları meraları kirletenler hakkında en hızlı şekilde etkin adli ve idari yaptırımlar hayata geçirilmelidir. Hiçbir çıkar ve beklenti gözetmeden samimiyet ve gönüllülük kapsamında yaşamı savunan Lüleburgaz Ovacık köylümüzün yanında olduk, olmaya devam edeceğiz.” (Uğur HALEP)

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.