Ana Sayfa Gündem 22 Ocak 2017 1004 Görüntüleme

HÜRRİYET ÖZTÜRK EMEKLİYE AYRILDI

Hürriyet Öztürk
Haber: Aydın BİLGİLİ
Babaeski Kız Meslek Lisesi eski müdürü, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Hürriyet Öztürk 32 yıllık meslek hayatına son noktayı koyarak emekliye ayrıldı.
Hürriyet Öztürk Kimdir
Hürriyet Öztürk 1963 yılında Trabzon İli Çaykara İlçesi Kabataş köyünde dünyaya geldi. İlkokulu Kabataş Köyü ilkokulunda okudu. Orta Öğretimini Hatay İli Kırıkhan İlçesi Gazi Ortaokulunda okuduktan sonra Kırıkhan Kız Meslek lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesine girdi. Burada 1984 yılında mezun olduktan sonra aynı yıl Babaeski Kız Meslek Lisesine Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. Bu okulda Okul Müdürlüğü de dahil olmak üzere tam 27 hizmetinden sonra İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğüne atandı. Burada 5 Yıl şube müdürlüğü yaptıktan sonra Kırklareli Kız Meslek Lisesine atanan Öztürk Burada 2 yıl görev yaptıktan sonra 20 Ocak 2017 tarihinde emekliye ayrıldı.
Hürriyet Öztürk 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılının 1. Kanaat döneminin sona erdiği gün karne dağıtım töreninde meslektaşlarına ve öğrencilerine yaptığı emekliye ayrılış konuşmasında şunlara yer verdi;
32 yıl 20 günlük meslek hayatımı bugün noktalayarak emekliye ayrıldım.
Değerli dostlarım, kıymetli arkadaşlarım ve sevgili öğrencilerim;
Yıllar su gibi akıp gidiyor. Dönüp ardıma baktığımda, sizlerle beraber olduğum günlerden hep güzel şeyler hatırlıyorum. Zor günlerde el ele vermenin hazzını, kalbimin derinliklerinde hissediyorum. Şairin dediği gibi, Evet zor günlerdi… Geldi geçti… Ama yüreğimi deldi geçti. Şimdi taze umutlarla yeni bir başlangıca doğru yol alıyorum. Çalışma hayatımda, arkadaşlarıma, gözyaşlarımı satırlara akıtarak veda ettiğim dönemler oldu. Ama bu defa öyle bir burukluk yaşamayacağım. Çünkü, beni büyüten kent için, yeni bir hayatı inşa etme arzusunun heyecanı var yüreğimde.
İnsan hayatı, acısıyla tatlısıyla geçip gidiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar, kâh büyük bir sevincin yarattığı mutluluk rüzgarları dalgalandırıyor yüreğinizi, kah gönlünüzde kopan fırtınalar sarsıyor bütün benliğinizi. Aslında her şeyin temelinde sevgi yatıyor. Sevdiğiniz için üzülüyor, sevdiğiniz için seviniyorsunuz. Her acı tecrübede, insafsız bir kamçının sırtınıza her inişinde, bütün bunların, sevginin bedeli olduğunu düşünürseniz, rahatlayıp hafiflersiniz. Öyle ya, ananızı, babanızı, evladınızı, memleketinizi, mesleğinizi, öğretmen arkadaşlarınızı, öğrencilerinizi sevmeseniz, hayat sizin için hiçbir şey ifade etmese, ne başarısızlıktan, ne hastalıktan, ne ölümden, ne zulümden korkardınız. Ama ot gibi yaşardınız. Bütün çekilenler sevginin bedeli! Bütün mücadele, sevdiğiniz insanlar, bağlandığınız idealler uğruna veriliyor. Bir veda her zaman hüzün doludur. Hele yeniden buluşma tarihi belli değilse. Sonsuzluğa açılan dar bir geçitte, pencerelerden hemen hemen hiçbir ışık sızmıyorsa. Bir veda daima bir kaç damla gözyaşı, kırık dökük cümlelerin üzerine düşmüştür. Ama insanlar, nemelazımcılıktan sıyrıldıkları, doğru bildikleri değerler uğruna mücadele etme azmini kaybetmedikleri takdirde, akan gözyaşlarının suladığı topraklardan, yeni, yepyeni umutlar filizlenir, dallar tekrar tomurcuklanır. Neticede tünelin sonundaki ışık görünür ve kapalı bütün pencereler yavaş yavaş aralanır. Aslında, Türkiye Cumhuriyeti’nin derdini dert edinen insanların, bu karanlığa bir mum yakma çabasını çok tabii karşılamak gerekirken, kolay olan, gelene ağam gidene paşam demektir. El etek öpmektir. Yanlışları düzeltmeye çabalamak yerine, hataları tartışılmayan doğrular olarak takdim etmektir. Ama bu görevin itibarını düşünen, inancından fedakârlık etmeyi en büyük zul ad`eden biri, eğilip bükülmektense, elbette kırılmayı tercih eder.
Küçük işleri bile görmek gücünde olmayan kişiler, devlet hizmetinde, büyük işler görmek hevesine kapılırsa, kendi harikalarını yaratırlar, ama bedelini de başkalarına ödetirler. Kötüden kurtulmak isteyen en kötüden korkmadığını göstermelidir. Demokrasi, faziletli insanlar rejimidir. Ancak cesur ve faziletli insanlar, kötüyle mücadele edecek gücü kendilerinde bulabilir. Para, ahlak ile birikirse göl, ahlaksızlıkla birikirse bataklık olur. Politika, ehil insanın elinde uygarlık ateşi, cahil ve kurnazların elinde yangın alevidir. Biz, bu alevlerin arasından çok geçtik. İnsanlar kör olmadan da karanlıklara gömülür. Kendi kısır menfaatinin saçtığı cılız ışığı, gerçek aydınlık sananlar daima çıkacaktır. Bilmezler ki güneş doğduğunda, diğer ışıkların tümü gölgelenecektir. Mumun alevinde ısınmaya çalışanlara acımak mümkün mü?
Evet, sevgili arkadaşlarım, bu bir veda konuşması. Artık, aranızdan ayrılıyorum, başı dik, vicdanı hür olarak. Gün ola harman ola! Her gece iki gündüz arasındadır! Kimler geldi geçti bu makamlardan. Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir günün başlangıcıdır. Yarınlara ümitsiz bakmıyorum. Tünelin sonunda ışık var. Allah, yaradandır, her şeye mutlak hâkim olandır. Rahman ve rahim olan Allah`ın adına sığınır, mücadelemizi sonuna kadar yapar, ancak hedeflerimize ulaşmak için Allah’ın tanıdığı sınırları asla aşmayız. Çünkü bizler için, hayat sadece bir imtihandır. Çünkü bizler, sadece bu dünya hayatı için değil, Yüce Rabbimiz `in huzuruna çıkacağımız gün ve ondan sonrası için de yaşarız.
Baki kalan gök kubbede hoş bir seda imiş. Değerli arkadaşlarım, 32 yıllık çalışma hayatımda yanlışlıklara karşı boyun eğmemeye gayret ettim, 30 yıllık idareciliğimde ateşten bir gömlek giydiğimi bilerek böyle davrandım. Bir bedel ödeme ihtimali hiçbir zaman gözümü korkutmadı. Çünkü düşündüm ki, ben yanmasam, sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? Sen de kimsin diye aklınızdan geçirebilirsiniz. Ben, denizde bir katreyim, çölde bir kum parçası bile değil. Ama gagasında su damlası taşıyan güvercin, büyük ateşi söndüremese bile, iyi niyetli bir gayreti temsil eder. Kâbe’ye doğru yönelen kaplumbağanın hedefe ulaşması mümkün değildir; fakat hiç değilse istikameti doğrudur. Ben de hep inandığım doğruları savundum.
Değerli arkadaşlar, hiç arzu etmemiş olmama rağmen, aranızdan bazı kişileri rencide etmiş, kırmış, öfkelenmiş ya da öfkelendirmiş olabilirim. Bu yüzden, hepinizle helalleşmek istiyorum. Hakkınızı helal edin. Ben de birkaç kişi hariç hakkımı, hem size, hem de 32 yıl hizmet edip ekmeğini yediğim Kırklarelililere helal ediyorum. Umuyorum ki bu veda konuşması, yeni bir hayatın kapısını aralıyor. Bu yüzden gözlerimde yaşlar değil, umut ışıkları var. Biliyorum ki, bir gün, bir başka yerlerde mutlaka buluşacağız. Bütün öğretmen arkadaşlarıma, beni yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum. Başka bir mekânda bile olsak, el ele yolumuza devam edeceğiz.
Bugüne kadarki görevlerimde başarılı olup olmadığıma ben karar veremem. Çalıştığım okulların ileri gitmesi için katkı sağlayan öğretmen arkadaşlarıma, Aileme, yetişmemde emeği bulunan başta Rahmetli müdürüm Z. Beyhan Esen’e, Babaeski İlçe Milli Eğitim Müdürüm Cemil Çakıcı’ya, rehber öğretmenim Mine Kalyoncu’ya ve büyüklerime şükranlarımı sunuyorum.
Zor hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır. Biz bu anlayışla çalıştık. Yaptığım hiçbir işten pişman değilim. 32 yıllık görev süremi dolu dolu geçirdim.
Bazı şeyler vardır hayatımızda. Yaşamın bir parçasıdır ama biz onların farkına bile varamayız. Ta ki elimizden uçup gideceğini, kaybedeceğimizi anlayana kadar. Zor olan, ölümden kaçınmak değildir, bundan çok daha zor olan, kötülükten kaçınabilmektir, çünkü o, ölümden çok daha hızlı koşar. Başkalarını rahatsız etmeden ve mümkün olduğu kadar iyi olacak şekilde kendimizi yükseltip temizlenmek gerekir.
Kıymetli gençler,
Sevgili öğrencilerim,
Burası benim son okulum. Sizler ise son öğrencilerim, sayın hocalarınız da son öğretmen arkadaşlarım. Demek istiyorum ki, 32 yılın özü, sonu hiç unutulmayacak olanı sizlersiniz. Sizlerle geçen tatlı anılar, sizlerin hayalleri gözlerimden ve yüreğimden hiç silinmeyecek. Geçmişteki binlerce öğrencimin; bilimde, sanatta, memleket kaderinde söz sahibi, meslek sahibi, iş sahibi, büyük hizmetler sahibi binlerce öğrencimin hayalimde şekil bulan, heykelleşen son görüntüleri, son kıymetli emanetleri sizlersiniz. Sizleri, siz sevgili öğrencilerimi ve öğretmen arkadaşlarımı son durağıma kadar taşıyacağım.
Meslek yaşamım boyunca siz sevgili öğrencilerimden istediklerimi bir kez daha tekrarlayayım:
Sizler bu cennet vatanın ve Atatürk’ün çocuklarısınız. Bu vatan, bu millet sizin oldukça siz de varsınız. O yoksa siz de yoksunuz. Ona karşı mert, cesur, yiğit, çalışkan, namuslu, doğru; kısacası erdemli olunuz.
ATATÜRK İlke ve Devrimlerinden asla ayrılmayınız.
Çağımız bilgi çağı, teknoloji çağı, yüksek kültürler çağı. Aynı zamanda bilgisayar çağı. Öğrenimde amaç sadece bir üst sınıfa geçmek, diploma sahibi olmak değil; geçerli, güçlü, yararlı, etkili, sizi her yerde, her toplumda, her işte ön planda tutacak üstün bir kültür ve yeteneğe sahip bulunma olmalıdır.
Okulunuzu, öğretmenlerinizi çok seviniz. Büyük başarılara ancak el ve gönül birliği ile ulaşabilirsiniz.
Ailenizi seviniz. Ailesiz mutlu olmak mümkün değildir. Onların emeğini, sevgisini, desteğini iyi değerlendiriniz. İçinde doğup büyüdüğünüz yuvayı hep sıcak tutunuz. Sıcak tutunuz ki, yakın gelecekteki sizlerin de yuvaları sıcak ve mutlu olsun. Aileler sağlam, yuvalar mutlu olmazsa vatan zayıf düşer, millet sevgi gücünü yitirir.
Allah’ın size verdiği ve güzel yurdumuza bağışladığı nimetlere “şükürler olsun!” deyiniz. Az bulursanız, bu toprakları daha verimli, daha sevimli yapmak için biraz da sizler çaba gösteriniz.
İnsanları, insanlığı seviniz. Mutluluğun, ahengin ve diriliğin esası sevgidir. Şunu iyi biliniz ki, bu dünyada hiçbir insan ve toplum, asla sevgisiz yaşayamaz. Sevginin parayla satın alınamayacağını, ancak paranın alamayacağı her şeyi, sevgiyle alabileceğinizi unutmayınız. Hoşgörülü, iyilikçi, bağışlayıcı, saygılı, sabırlı, sevecen, onurlu, çalışkan ve mutlaka doğru olunuz. Arkadaşlarınızı iyi seçiniz; zira bir insanın başına gelebilecek en büyük felaket kötü arkadaştır. İlerde sizleri büyük sorumlulukların beklediğini sakın aklınızdan çıkarmayınız.
Sevgili gençler,
Değerli öğretmen arkadaşlarım,
Başarılarınız, mutluluğunuz için yüreğimin tüm cömertliğiyle Allah’tan sizler için duada, dileklerde bulunacağım. Bu konuşmanın bir veda konuşması olduğunu daha önce söylemiştim. Sizlere ‘artık yollarımız ayrılıyor’ demeye dilim varmıyor. Sizlerle yollarımız hiçbir zaman ayrılmayacak… Çünkü hepimiz büyük Atatürk’ün, Ata’mızın aydın, ışıklı yolundayız. Geride bıraktığımız iz ve eserlerle, tatlı anılarla bir hoş seda kalacak, bundan sora da hep birlikte yine yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz.
Kıymetli öğrencilerim,
Sayın öğretmen arkadaşlarım,
Yaşam böyledir işte! Ünlü ‘Mihriban Türküsünde de geçtiği gibi, her nesnenin bir başı, ‘bir de bitimi’ vardır. Ben de artık 32 yıl süren meslek yolculuğumu, çok şükürler olsun ki, bugün yüzümün akıyla, noktaladım,
Sizlere hakkımı, eğer varsa, helal ediyorum. Siz de lütfen bana olan hakkınızı helal edin…
Hepinizi bu duygular içinde en içten sevgiyle kucaklarken, Büyük Allah’ım sizleri her zaman, kötü rüzgâr ve kem gözlerden korusun.
Hoşça kalınız, Allah’a ısmarladık, benim dostlukları hiç değişmeyen gerçek dostlarım! 20/01/2017 Cuma

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.