Büyük Taarruz’un 97.yılı Babaeski’de coşkuyla kutlandı

Büyük Taarruz’un 97.yılı Babaeski’de coşkuyla kutlandı

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları tüm yurtta olduğu gibi Babaeski’de de büyük bir gurur ve coşkuyla kutlandı.
Törene Kırklareli Vali Yardımcısı – Babaeski Kaymakam Vekili Tahir Demir, Babaeski 1. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Ercan İlhan ve Babaeski Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı’nın yanı sıra çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşunun ardından başladı. Büyük Taarruz’un 97. Yılı kutlama programı içerisinde Kırklareli Vali Yardımcısı – Babaeski Kaymakam Vekili Tahir Demir, kaymakamlık makamında devlet adına tebrikleri kabul etti ve halkın ve tören kıtasının bayramını kutladı. Saygı duruşunda bulunulduktan ve İstiklal Marşı’nın okunmasının sonrasında İkmal Yüzbaşı Mehmet Karataş günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. İkmal Yüzbaşı Mehmet Karataş konuşmasında şunları ifade etti;” Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına temel teşkil eden 30 Ağustos 1922’de kazandığımız büyük zaferin 97. Yılının ulusça kutlamanın haklı gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Asil Türk Milleti, kahraman Türk ordusuyla birlikte varlığına ve vatanına kastedenlere karşı 97 yıl önce bugün kahramanlık ve şeref dolu tarihinden aldığı kudretiyle yeniden dirilerek topyekün bir varoluş mücadelesi sonucunda eşine tarihte az rastlanan bir zafer kazanmıştır. Aziz yurda ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk Ordusu’nun ortaya koyduğu eşsiz bir zafer olan bu zaferin her safhası tek tek düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiştir. 1900’lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletler arasında ki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda ortaya çıkan 1. Dünya Savaşı’nda müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros Mütarekesi imzalanmış, imzalanan anlaşma ile bin yıldır üzerinde kan dökerek can vererek yurt edindiğimiz Anadolu toprakları o dönemin büyük devlet ve onların maşaları tarafından işgal edilmiş, ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr Anlaşması da ulusumuza dayatılmıştır. İşgal güçleri girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına kadınımıza, yaşlımıza, çocuklarımıza dünyada eşine az rastlanır işkence, zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır.
İşte böylesine umutsuz görülen üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Paşa ve onun dava arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak ‘Ya istiklal, ya ölüm’ parolasıyla aydınlığa giden yolu aralamışlardır. Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir. Özellikle Sakarya Meydan Muhaberesi’de hedefimize ulaşmamızda muktedir olduğumuzu milletimizin istiklali uğruna kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatlamıştır.
Artık dünyanın en kahraman en savaşçı milletine düşen görev düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığı altında Türk kuvvetleri düşmana beklemediği bir yerden taaruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başardı. 30 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etti. Bu büyük bir zafer ile düşmana son darbe vuruldu. 9 Eylül’de düşman İzmir’de denize döküldü.
Dünya tarihçileri büyük taarruz için şu ifadeyi kullanmışlardır; ‘Türkler Mohaç Meydan Muharebesi’nden yüzyıllar sonra yine parlak bir imha muharebesi kazandılar.’
Askeri açıdan bir diğer önemli hususta günün şartlarında bir ordunun 10 günde 500 kilometrelik bir mesafeyi yaya olarak ve savaşarak katetmesidir.
30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini büyük zaferin 2.yıldönümünde Dumlupınar’ın Çal Tepesinde yapılan törende Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği söylevde görürüz. ‘Hiç şüphe etmemelidir ki; yeni Türk Devleti’nin genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları devletle Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır.’
Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur ve bu sonuçları günümüze yansımakta olduğu gözlemlenmektedir. Bu zaferle Türk ulusunun son neferine kadar yok edilmedikçe Türk’ün istiklalinin elinden alınamayacağı Türklerin yalnız askeri ile değil milletiyle topyekün olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. Bu kutsal gün ve tarihi vesilesiyle içimize sinerek özgürce aldığımız nefesimizin her zerresine borçlu olduğumuz Cumhuriyet’in mimarı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, dava arkadaşları ve bir damla kanlarında bin mucize saklayan aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun.”
Tören konuşmanın ardından askeri birliklerin geçişiyle tamamlandı. (Uğur HALEP)

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.