Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 81. Yılında tüm yurtta olduğu gibi Babaeski’de de minnet ve saygıyla anıldı.
Babaeski’de Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törene Babaeski Kaymakamı Şenol Levent Elmacıoğlu, Babaeski Belediye Başkan Vekili Emine Şenol, 1. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Ercan İlhan, siyasi parti temsilcileri, daire/kurum amirleri, askeri erkan, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Tören, saat 09.00’da Kaymakam Şenol Levent Elmacıoğlu, 1’inci Zırhlı Tugay Komutanı ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ercan İlhan, Belediye Başkan Vekili Emine Şenol, AK Parti Babaeski İlçe Başkanı Fatih Yağcı, CHP Babaeski İlçe Başkanı Erol Mutlu, MHP Babaeski İlçe Başkanı Emre Vural, Atatürkçü Düşünce Derneği Babaeski Şubesi ve Eğitim – İş Sendikası tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması ile başladı.
Saat 09.05’te sürücüler de araçlarından inerek saygı duruşunda bulundular ve araçlarının kornalarına basarak saygı duruşuna eşlik ettiler.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından göndere çekilen bayrak yarıya indirildi.
Ardından protokol üyeleri Cumhuriyet İlkokulu Salonunda düzenlenen programa katılım sağladılar. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Babaeski İlçe Milli
Eğitim Müdürü Kadriye Tokat konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “ Yıl 1881, Selanik,
Pembe boyalı, iki katlı evde,
Sarı saçlı, mavi gözlü
Bir çocuk dünyaya gelir.
Kim bilirdi ki, bu çocuk,
Bir gün yedi düvele meydan okuyacak.
Bir milleti esaretten kurtaracak.
Kim bilirdi ki, bu çocuk,
Bir ulusu, geri kalmışlıktan kurtarıp,
Modern dünyanın bir parçası yapacak.
Kim bilirdi ki, bu çocuk,
10 Kasımlarda saygı ve minnetle anılacak.
Uluslar, bağırlarından çıkardıkları, kahramanlardan güç alırlar. Bir ana çocuğuna nasıl bağlanırsa, uluslar da kahramanlarına öyle bağlanırlar, onları öyle bağırlarına basarlar. Bizde aynısını yapıyoruz.
Evet her yıl 10 Kasım törenlerinde Onu anıyor, hatırlatıyor, Onu anlatıyoruz. Aslında onu anlatmak hiç te kolay değil. En iyisi onu, kaynağından yani kendisinden dinleyelim.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK soranlara diyor ki:
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben; yani et ve kemik, geçici Mustafa Kemal
İkinci Mustafa Kemal, ki onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri, tatmin içindir. O Mustafa Kemal Sizsiniz, Hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal Odur!
Mustafa Kemal Atatürk Türk Devletinin ulaşması gerektiği aşamayı, 20. yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle görerek yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim ve teknoloji olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca gerçek kurtuluşun ekonomik bağımsızlıktan, ülkenin her bakımdan kalkındırılıp güçlendirilmesinden geçtiğini belirtmiş, batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak, bunları özümseyerek çağdaş uygarlık düzeyine çıkıp, bu düzeyi de aşmayı milletinin önüne amaç olarak koymuştur. Atamız bu amacı daha somut olarak “Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir”. Şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir.
Gerçekten de 1920 ile 1938 yılları arasında sağlanan gelişme ve değişmeler, hem milletin birbiriyle kucaklaşması hem de çağ ile yarışmak düşüncesiyle temellendirilmiştir. Uygulanması da milletin çağdaşlaşmaya katılması ve ona katkıda bulunması şeklinde olmuştur. Atatürk’ün, Türk Milletini büyük bir atılıma hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda Avrupa ve Asya’nın pek çok ülkesinde, totaliter rejimler veya diktatörlükler bulunuyordu. Böyle bir dünyada Atatürk, yabancı bir gazetecinin sorusuna “Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim” diye cevap vermiştir. Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri, gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı olan liderler, bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak, Türk milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiştir. “Muasır
medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” hedefi ise çağın akışına yön verme düşüncesinin bir göstergesidir.
Bursa’da kendisini karşılayan çocuklara diyor ki: Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler, hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi, asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli ve değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz; çocuklar!
Yalnız 10 Kasımlarda değil, her daim, Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler tekrar tekrar konuşulmalıdır. Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi, Büyük Atatürk’ün ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması bakımından da
önemlidir.
Konuşmama Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle son vermek istiyorum. ‘Ben, manevi miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.’
Sevgili Atam, 81 yıl önce nasıl özlemeye başladıysak seni, yine aynı hüzün ve bitmez azmimizle söz veriyoruz sana: Büyük Türk Milleti ve birlikte kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünya durdukça ayakta kalacaktır. Sevgi ve saygılarımla”
10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı çerçevesinde Cumhuriyet İlkokulu’nda düzenlenen program Atatürk konulu sine vizyon gösterisinin ardından Atatürk Oratoryosu ile sona erdi.
(Nurşen ARSLAN)

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.