Ana Sayfa Gündem, Politika, Siyaset 26 Temmuz 2016 945 Görüntüleme

‘’Lozan Antlaşmasıyla çağdaş bir devlet olarak yükselmenin yolu açılmıştır’’

Atatürkçü Düşünce Derneği Babaeski Şube Başkanı Binnur Güdücüler, Lozan Antlaşması ve Erzurum Kongresinin yıl dönümleri dolayısıyla yazılı basın açıklaması gerçekleştirdi.

Güdücüler, Lozan Antlaşmasının yıl dönümünde yayınladığı yazılı açıklamada şunları söyledi;  ‘’Yüce Atatürk önderliğinde uzun süren savaşımlar sonucu kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Türk Ulusu’nun bağımsız yaşama kararlılığının ve çağdaş yaşam seçiminin bir göstergesidir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından varlığına göz dikilen ve yok edilmek istenen Türk Ulusu, Atatürk’ün çevresinde bağımsızlık ülküsüyle kenetlenerek inanılmazı başarmış, yurdunu parçalamak isteyenlere en güzel yanıtı vermiştir.

Askeri alanda kazanılan zaferle haklılığını kanıtlayan Türk Ulusu, savaştan kısa süre sonra imzalanan Lozan Antlaşması’yla başarısını taçlandırmış, barışa bağlılığını göstermiş, önemli kazanımlar elde etmiştir.

Ulusal sınırları içinde yeni Türk Devleti’nin doğuşunu müjdeleyen Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgeleri arasında yer almaktadır.

Lozan’da Batılı ülkelerle eşit konumda masaya oturan Türkiye, askeri zaferini ve yeni Türk Devleti’nin varlığını tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Böylelikle, Antlaşma kurallarıyla sınırları saptanan Türk Devleti’nin ekonomik ve siyasal bağımsızlığı, ülkesi ve Ulusu’yla bölünmez bütünlüğü, uluslararası düzeydeki eşitliği ve egemenliği, hukuksal ve siyasal yönden tüm dünyaca tanınmıştır.

Antlaşma ile bağımsız bir devletin kabul edemeyeceği ayrıcalıklara son verilmiş, en önemlisi Sevr Antlaşması bir daha gündeme gelmemek üzere yok edilmiştir. Unutulmamalıdır ki, bir barış antlaşması olarak anılmasına karşın Sevr ile, Türklere yaşama hakkı tanınmaz ve ülkenin paylaşılması öngörülürken, Lozan ile, Sevr’in uygulanmasına olanak verilmeden, Türkiye’nin, Yüce Atatürk öncülüğünde Ulusal And sınırları korunup, çağdaş bir devlet olarak yükselmesinin yolu açılmıştır.

Türk tarihi için olduğu kadar, dünya tarihi için de büyük önem taşıyan Lozan Barış Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan benzer anlaşmalardan bugün geçerliliğini ve güncelliğini koruyan tek belgedir. Atatürk’ün, “Lozan Antlaşması Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesikadır” sözleri, Antlaşma’nın tarihimizdeki yerini çarpıcı biçimde dile getirmektedir.

Lozan’da değerli asker ve devlet adamı İsmet İnönü başkanlığındaki Türk heyeti, yüklendiği ağır sorumluluğu başarıyla yerine getirmiş, önemli bir diplomasi zaferine imza atmıştır. Yüce Atatürk’ün ve Meclisimizin yönergeleri doğrultusunda hareket eden Türk heyeti, ulusal çıkarlarımızı ve bağımsız bir devlet olarak haklarımızı titizlikle savunmuş ve korumuştur.

Barış Antlaşması’nın imzalanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesinin ardından Cumhuriyet ilân edilmiş, Türkiye çağdaş dünyayla bütünleşme yolunda büyük devrimler gerçekleştirmiş, lâik ve demokratik Devlet yapısı ve barışçı kimliğiyle örnek alınan bir ülke durumuna gelmiştir.

Türkiye, lâik ve demokratik yapısından, bağımsızlığından, egemenlik haklarından ödün vermeden, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında gelişme çabalarını sürdürecek, “Yurtta barış ve dünyada barış” ilkesi doğrultusunda bölgesinde ve dünyada barış ve istikrar ögesi olma konumunu güçlendirecektir.

Lozan Antlaşması’nın 93. yıldönümünü kutluyor, Yüce Atatürk başta olmak üzere, kararlarıyla Lozan görüşmelerine yön veren Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini, Lozan görüşmelerini yürüten seçkin devlet adamı İsmet İnönü ile çalışma arkadaşlarını gönül borcuyla ve saygıyla anıyorum.’’

Atatürkçü Düşünce Derneği Babaeski Şube Başkanı Binnur Güdücüler, Erzurum Kongresi’nin yıldönümü için yayınladığı yazılı açıklamasında şunları ifade etti;  ‘’Türk Ulusu bağımsızlık savaşımında hiçbir güçle işbirliği yapmamış, hiç kimseye ödün vermemiş, Yüce Atatürk’ün önderliğinde onuru ve kendi gücüyle savaşımını başarıya ulaştırmıştır.

Atatürk’ün ulusal birliği sağlamak amacıyla Anadolu’ya geçişi, Ulusumuz için yepyeni bir dönemin habercisi olmuştur. Amasya’da, Erzurum’da ve Sivas’ta alınan tarihsel kararlar, bağımsızlık sürecini hızlandırmış, kurtuluş hareketini seferberliğe dönüştürmüştür.

Bağımsızlık savaşının önemli dönemeçlerinden olan Erzurum Kongresi, bölgesel bir toplantı olarak düzenlenmesine karşın, yurt genelini ilgilendiren kararları ve sonuçlarıyla ulusal nitelik kazanmıştır.

Ulusal bilincin uyandırılması, bağımsız ve özgür yaşama kararlılığımızın ortaya konulması yönünden büyük önemi bulunan Erzurum Kongresi kararlarıyla, ulusal sınırlar içinde yurdun bölünmez bir bütün olduğu vurgulanmış, Türk Ulusu’nun ülkesine her koşulda sahip çıkacağı, hiçbir boyunduruk altına girmeyeceği, dayatmaları kabul etmeyeceği dünyaya duyurulmuştur.

Ulusal egemenliğin üstün kılınacağına ilişkin Erzurum Kongresi kararı, daha sonra kurulacak Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı temel ilkeler arasında yer alan laiklik ilkesi yönünden dikkat çekici ve önemlidir.

Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta belirlenen ilkeler ışığında Yüce Atatürk önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı, yurdun kurtarılmasını, tam bağımsız, ulusal egemenliğe dayanan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamıştır. Ulusumuz da Cumhuriyet’le çağdaş yaşam seçimini ortaya koymuş, dünyada saygın konuma ulaşmıştır.

Devlet ve toplum olarak bizlere düşen en büyük görev, lâik, demokratik Cumhuriyet’in kazanımlarının değerini iyi bilmek ve ülkemizi aydınlık yarınlara taşımaktır.

Cumhuriyeti kuranların düşüncelerini iyi anlamak ve ülkülerine sahip çıkmak, bizlere güç verecek, gereksinim duyulan atılımları gerçekleştirerek, hedeflerimize ulaşmamızın yolunu açacaktır.

Erzurum Kongresi’nin 97 ci yıldönümünü kutluyor, başta Yüce Atatürk olmak üzere, Kongre’ye katılan değerli üyeleri, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını saygı ve gönül borcuyla anıyorum.’’

Haber: Erhan ERTÜRK

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.