Ana Sayfa Gündem, Politika, Siyaset 22 Temmuz 2016 1009 Görüntüleme

‘’En iyi darbe en kötü demokrasiden kötüdür’’

‘’En iyi darbe en kötü demokrasiden kötüdür’’

Cumhuriyet Halk Partisi Babaeski İlçe Başkanlığında olağan olarak düzenlenen Perşembe toplantısı, ülkemizde yaşanan darbe girişiminden sonra ilk defa toplandı. Toplantıda konuşan Büyükmandıra Belediye Başkanı Sertaç Balyemez; ‘’ En iyi darbe en kötü demokrasiden kötüdür.’’ ifadelerini kullandı.

Toplantıya; CHP Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur, Büyükmandıra Belediye Başkanı Sertaç Balyemez, CHP Babaeski İlçe Başkanı Erol Mutlu,  Babaeski Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Türkay Topal ile partililer katıldı.

Darbe girişimi sonrası ilk defa toplanan CHP Babaeski teşkilatında gündemde yapılan darbe girişimi, demokrasi nöbetleri vardı.  Toplantıda İlçe Başkanı Erol Mutlu’nun açılış konuşmasını gerçekleştirmesinden sonra, Büyükmandıra Belediye Başkanı Sertaç Ballyemez ve CHP Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur  partililere konuşma yaptı.

CHP Babaeski İlçe Başkanı Erol Mutlu açılış konuşmasında; ‘’ Gerçek bir Parlamenter Demokrasi istiyoruz. 15 Temmuz Cuma günü akşam saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir cuntanın parlamenter demokrasimize yönelik darbe girişimini lanetliyor, olaylar sırasında şehit düşen güvenlik mensuplarımıza ve sivil vatandaşlarımıza Tanrıdan rahmet, yakınlarımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Türk Ordusunun üniformasına ve onuruna yakışmayan tutum içindeki bu gruba karşı; siyaset kurumu, milletvekillerimiz ve milletimiz parlamenter demokrasi kültürü ile kutsal olan demokratik direnme hakkını kullanarak bu darbe girişimi bertaraf edilmiştir. Bu bağlamda bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da asker-sivil ayrımı yapmaksızın her türlü darbe girişimine ve siyasete şiddetle karşı olduğumuzu ifade ederiz.

Önümüzdeki dönemde siyasi partilerin benzeri olaylarla karşılaşmaması adına özeleştiri yaparak sorumluluklarını yerine getirmeleri zorunludur. Darbenin başarısız kılınmasında, tüm baskılara rağmen özgür ve bağımsız kalma iradesini kaybetmeyen medyanın rolü de takdir edilmelidir.

Önümüzdeki görev darbecilerin hesap vermesi, toplumsal barışın sağlanması ve demokrasinin güçlendirilmesidir.

Ülkemizin saygınlığı açısından yargılama süreci sadece ve sadece hukuk sınırları içinde yürütülmelidir. Darbeciler, tüm işbirlikçileri ile birlikte hukuk düzeni içinde yargı önünde hesap vermelidir. Bu süreci Anayasa ve hukuk sınırları dışına taşıyıp cadı avına dönüştürmek, Anayasayı ihlal eden darbecilerle aynı konuma düşmek olur. Özellikle sorumlu olanla olmayanı ayırmak, normalleşme ve demokratikleşme sürecinin selameti açısından büyük önem taşımaktadır. Soruşturmalar, intikam ve tasfiye fırsatı gibi görülmemelidir. Öte yandan hukuk devletinin gereği olarak er ve erbaşlara dönük linç girişimleri de aynı biçimde soruşturulmalıdır.

Siyaset kurumu ve devlet organları halkın kutuplaşmasına, çatışma potansiyelinin tahrik edilmesine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin düşman gibi gösterilmesine dönük her türlü girişim ve ortamı ortadan kaldırmakla sorumludur.

Ülkemizin geleceği tam demokrasidedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün siyasi partilere açık çağrımızdır: Güçlü bir parlamenter sistem ve özgürlükçü demokrasi için her türlü çabayı göstermeye hazırız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuzdur.”

Büyükmandıra Belediye Başkanı Sertaç Balyemez; ‘’Cumhuriyet Halk Partisi gibi darbelerden en çok çekmiş, en çok mağdur olmuş parti olarak darbelerin tümünü lanetliyoruz. Şunu bilmeliyiz ki; en iyi darbe en kötü demokrasiden kötüdür. Darbe girişiminde rol oynamış tüm unsurların en ağır şekilde cezalandırılmasını canı gönülden hepimiz istiyoruz. Bir daha kesinlikle ülkemizde darbe sürecine başlanmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Bu süreçte hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Başta Türkiye Cumhuriyeti ve partimiz olmak üzere tüm halkımıza geçmiş olsun diyorum. ‘’

CHP Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur; ‘’Keşke böyle bir açıklama için, böyle bir buluşma için bir araya gelmeseydik. 1960’ı yaşayanlar var. 12 Mart 1971’i yaşayanlar var. 12 Eylül 1980’i ben de yaşadım. 17 yaşındaydım. Aradan geçen koca bir 36 yıl. Sonrasında askeri cuntanın kalkıştığı bir darbe girişimi. Yitirdiğimiz nice insan, şehitlerimiz. Bu anlamda ben şehitlerimizi, yitirdiklerimizi rahmetle anıyorum. Allahtan rahmet diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum.

Potansiyel olarak ardından gelen o kendi yapıları içinde emir komuta zinciri adına belki yaşam içinde çok farklı uygulamalar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalacak suçsuz bir sürü insan. Nitekim üç gün önce Kırklareli’nde bir üç yıldızlı komiser, süreçte rolü nedir bilmiyorum ama yaşanan sürecin etkisi ile bir caminin tuvaletinde intihar etti.

Ardından neler gelecek bilemiyoruz. Başlangıçta 50-100 kişi olarak tanımlanan ardından binleri bulan ve şimdi on binlere çıkan bir kıyım süreci. Belki karşılığını alan insanlar var. Ancak farklı iletişim kanallarından beslendiğinizde, hiç ilgisi olmayan insanların da bir şekilde bir yaptırımla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Örneğin Kırklareli’nde 21 hakim ve savcı tutuklandı. Yüz kişiye yaklaşık askeri yapı içinde göz altına alınmış insan var.

Milli Eğitimde 21 bindi 26 bine çıkan rakamlar var. Bakıyorum, İç İşleri Bakanlığı bir sürü insan. Enerji Bakanlığı bir sürü insan. Aile Sosyal ve Politikalar Bakanlığı bir sürü insan. Diyanet bir sürü insan. Milli Eğitim sistemi çöktü herhalde. Bundan önceki süreçte Balyoz Davasında, Ergenekon Davasında tasfiye edilen komutanlar, hukukta tasfiye edilen o insanlar diyorlardı;  yanlış yapıyorsunuz. Ardından yanlış ellere bu ülkenin korumasını yapan Türk Silahlı Kuvvetlerini  teslim ediyorsunuz dendiğinde; biz o davaların savcısıyız dedi birileri.

Ardından gelen farklı açıklamalarla aldatıldık diye ifade ettiler. Şimdi biz geldiği noktada o dönemdeki Türk Silahlı Kuvvetlerini iyi olmayan ellere teslim ediyorsunuz, dendiğinde yaptırımla karşı karşıya kalan, mesleki onuru, insanlık onuru adına belki başvurulmaması gereken bir önleme başvurup intihar dahi edip görevden aleyhte edilen tüm insanların iade-i itibarını istiyoruz. Yeter artık bu kadar kandırılmışlık. Yeter artık bu kadar kandırılmışlık edebiyatı. Siz bireysel olarak kandırılabilirsiniz, elinizdeki bir şeyleri kandırılmışlık uğruna yitirebilirsiniz de ama gelinen noktada neyin yitirildiği farkındayız bizler. Türkiye Cumhuriyeti’nin yaratılmış olan bütün değerlerini, Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı altında yaşayan bütün insanların bir sürü değerinin kaybedildiğini farkındayız. Biz bu bedeli ödemek zorunda değiliz.  Lütfen gereğini yapın.

CHP her ne kadar darbelerle anılan bir parti olsa dahi böyle bir algı yürütebilmek, insanlarımızın büyük bir çoğunluğuna algılatmışlardır. Biz başından beri darbeye karşı bir partiyiz. Şu anda yine darbelere karşıyız. Hatta ve hatta dayattıkları idama da karşıyız. Bir zamanlar onların yasalaştırmaya çalıştığı, uygulamaya geçirdiği idamlara da karşıyız. Şu an olduğu gibi. Geldiği noktada bir bakıyoruz. Biz halkın sesine kulak veririz nidalarıyla idamın gündeme getirilebileceği ifade eden bir anlayışla yönetiliyoruz. Cumhurbaşkanı’nın değer en yetkili olması pozisyonunda birinin halkın silahlandırılması  gerektiği söylemleriyle karşı karşıyayız. Dün yaşadık Gezi Parkı sürecini. Orada nice genç değerli insanımızı yitirdik. Sanki çatışmalar yokmuş gibi gibisinden tekrar çatışma ortamının yaratılması adına devletin ülkenin birinci sorumlusunun ağzından Taksim Gezi Parkına yapılması planlananların tekrar gündeme getiren söylemleriyle karşı karşıyayız. Bu halkın ayrıştırılmasıdır. Bu kışkırtıcılıktır. O akşam bizim kutsalımız olan camilerden verilen selalar ile, zamanından önce ve gereksiz verilen selalar, bir yaşanmışlık üzerine verilmeyen selalar cihat çağrısıdır bizim dini kültürümüzde.

Sokağa çıkan bir kısım art niyetli insanların, İŞİD kafalı insanların bugün Türkiye’ye yaşattıkları ortadadır. Bu çerçevede Anadolu’da belki bizler olmasa bile Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bölgelerde, yaygın ileri kimlik insanların yaşadığı bölgelerde nitekim İstanbul’da o İŞİD kafalı mantık terör üretmektedir.

Bizlere çağrı yapılıyor. Gelin demokrasi şölenimize de ikinci günü, üçüncü günü beni AK Parti il başkanı aradı. Başkanım sizleri de bekliyoruz diye. Benim yanıtım kısa ve netti. O alanlarda kullandığını argümanlar, yaklaşımlar bizim anlayışımızla bağdaşmamaktadır. Biz sizin alanlarınızda yer almıyoruz diye yanıt verdik.

Şimdi geldiği noktada yine habire telefonlar, habire mesajlar geliyor. Örneğin TC Devleti diye mesaj geliyor. Sizlere de gelmiş olabilir. Orada dikkatten kaçan bir şey var. Bir harf kaçıyor dikkatten. Alttaki imzaya bakın lütfen. Türkiye Cumhuriyet Devleti diyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demiyor. Türkiye Cumhuriyet Devleti diyor. Burada bile o kafaların arkasındaki zihniyet ortaya çıkıyor. Biz o alanlarda olmayacağız. Onların demokrasi şöleni diye nitelendirdiği, yeşil bayraklı, cihat bayraklı, başkanlık özlemi söylemli alanlarda bizler olmayacağız.

Eğer demokrasi söylemi var ise; nasıl dün yer aldıysak bugün de yer alacağız. Yarın da yer alacağız. Bu bizim olmazsa olmazımız.

Gerçekten üzülüyorum. Türk insanına ve ülkemize bu yakışmıyor arkadaşlar. Hani el alemin aya bizim yaya gitme meselesi gibi oldu. İlk başlangıçta o kadar flu idi her şey o kadar kap karanlık tablo vardı ki; bir şey seçemiyordunuz. Ve şunu tartışıyorduk. Bu bir darbe mi darbecilik oyunu mu ? Ama birinci noktada bir bakıyoruz; Cumhurbaşkanının yaver ve yaverleri, başbakanın yaveri ve yaverleri, danışmaları, müsteşarları, mitin,  birinci ordunun, ikinci ordunun, kara kuvvetleri genel kurmay başkanının yahu hepsi kendilerinin nitelendirdikleri, dün ortaklaşa çalıştıkları Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri olarak şu an nitelendirilen cemaat var.   Biz miyiz bunun suçlusu ama bu yaygınlığı gözlemlediğimizde şunun ayırdına varıyoruz. Söylenen aklımıza geliyor; ne istediniz de vermedim. Şimdi de kandırıldık diyorsunuz. Arkadaşlar bunlardan ders çıkarmamız lazım. Bunlarla ilgili umarım halkımız da gerçekleri görür. Gereken tavrı koyar diye düşünüyoruz. Tam bunları söylerken bir baktık olağan üstü hal uygulamasına geçildi. Diyoruz ki; bu cadı avına dönüştürülebilir boyutta olan yaklaşımlar mantık, uygulana gelen sistem ülkeyi nasıl bu hale getirdiyse. Geldiği noktada askerin askere kıydığı, askerin polisi, polisin askeri kıydığı, halkın polise kıydığı noktada artık bir son bulur. Bundan sonra demokrasi, hukuk işler özümsediğimiz daha demokratik daha insan onuruna yakışır bir düzene ulaşırız. Benim bütün özlemim bu. Özlemimi paylaşmak istedim. Tekrar yitirdiklerimize rahmet diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Yaralılara bir an önce sıhhat, sağlık diliyorum. Hepinize geçmiş olsun.’’

Haber: Erhan ERTÜRK

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.