Ana Sayfa Gündem 2 Aralık 2016 882 Görüntüleme

DEVLET SARAY YAPACAĞINA  YURT YAPSIN

dsc_0001 dsc_0036 dsc_0039 dsc_0016Haber: Aydın BİLGİLİ

BAŞKUR: Devlet Saray yapacağına, yurt yapsın. Yurt yapsın ki o fakir, o yoksul, benim ülkemin insanları bir siyasi partinin arka bahçesi olabilecek nitelikteki yurtlarda barındırılmasın. Devlet görevini yapsın. Devlet insan için vardır. Devlet görevini yapsın. İktidar görevini yapsın.  Ne adına insanlık adına, Türk insanı adına. Aksi takdirde maalesef ki bu iş farklı boyuta dönüşüyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Babaeski İlçe Başkanlığınca her hafta Perşembe günüleri periyodik olarak yapılan ilçe toplantısı ilçe binasında yapıldı.

İlçe binasına yapılan haftalık olağan toplantıya başta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur, İlçe Başkanı Erol Mutlu, İl Genel Meclis Üyeleri Şahin Arslan ve Sibel Çinar, Gençlik Kolları Başkanı Aykut Tapar, Alpullu CHP İlçe Başkanı Sevdiye Kapıçal, Babaeski Esnaf ve Sanatkârlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Topal, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Babaeski Şube Başkanı Binnur Güdücüler ve parti üyeleri katıldılar.

İlçe binasında yapılan haftalık olağan toplantısında da açılış konuşmasını İlçe Başkanı Erol Mutlu yaptı. Mutlu yaptığı konuşmada şunlara yer verdi;

Sayın İl Başkanım, Değerli partililer, basınımızın güzide temsilcileri, hepiniz hoş geldiniz.  Her hafta yapmamız gereken, ama bazen hava şartlarından, bazen ortamın uygun olmamasından aksaklıkların yaşandığı bu toplantılarımızı umuyorum bundan böyle düzenli olarak yapacağız.  Gönül ister ki bu tür toplantılarımız her hafta yapalım ama olmuyor. Aslına bakacak olursanız bu tür toplantıların yapılmasında çok büyük faydalar da var. Çünkü bizlerin arada olması hepimizi mutlu ediyor. Bir arada olmamızın ve problemleri tartışmamızın hepimize faydası var. Hepimizden ziyade partimize de çok büyük faydası olduğuna inanıyorum.  Bu haftadan itibaren az da olsak, çok ta olsak bu toplantıları yapacağız. Gönül ister ki yeni düzenlediğimiz ilçe binamızda yaptığımız bu toplantılarda buraya sığmayalım. Ama şartlarda buna izin vermiyor fakat bizler azda olsak bu toplantıları yapacağız.

Aslında gündem maddelerimiz çok fazla. Konuşulması gereken o kadar çok ülke sorunu var ki bunları konuşmaya günler yetmez. Ancak bugün benim ilk gündem madde Adana- Aladağ’da meydana gelen çok acı yangın sonucu haytalarını kaybeden 12 yavrumuza Allahtan rahmet, kederli ailelerine de sabırlar diliyorum. Aslında söylenecek çok var. Ama söylemler böyle durumlar karşısında havada kalıyor. Yapacak bir şey de yok. Bakın Türkiye Cumhuriyetinde başında milli olan iki tane bakanlık var. Bunlardan bir tanesi Milli Eğitim Bakanlığı.14 yıllık AKP hükümeti döneminde bu bakanlık Milli olmaktan çıktı. Adeta AKP’nin arka bahçesine çevirdiler. Adana-Aladağ’da bulunan devlet öğrenci yurdunu depreme dayanıklı olmadığı gerekçesi ile yıkan hükümet Bayındırlık Bakanlığının şartlarına uygun olmayan bu yurda öğrencileri adeta mahkûm edilmeleri sonucunda ölümle tanıştılar. Hem de ölümlerin en kötüsü olan yanarak can verdiler.  Bizler ancak bu tür toplantılarda dile getiriyoruz fakat umuyorum partimizin milletvekilleri bu konu üzerinde hükümete gerekenleri söylüyorlardır ve sorumluların biran önce bulunması için gereken adımları atıyorlardır. Aslında bunlar toplantı salonlarında değil sokaklarda haykırılması gereken konular. Yeri ve zamanı gelince de sokaklara da ineceğiz.

İlçe  Başkanı Erol Mutlu’nun konuşmalarının ardında bir açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Babaeski Gençlik Kolları Başkanı Aykut Tapar yaptığı konuşmada şunlara yer verdi;

Sayın İl Başkanım, :ok Değerli Cumhuriyet Halk Partililer, Değerli Basın.

Öylesine zor günlerden geçiyoruz ki, gündemimiz hep olağanüstü. Nereden başlayıp, nerede biteceği belli olmayan Anayasa değişikliği tartışmaları. Kuzey Irak’ta sıcak çatışmalar. Her gün şehit haberleri gelmeye başladı. Bunun yanında Suriye’de askerlerimiz şehit oluyor. Gerçekten büyük kayıplarımız var. Her gün karşılaştığımız bu durum bizleri gerçekten derinden yaralıyor ve büyük üzüntü veriyor.

Dünyanın 17. Büyük ekonomisi olmakla övünürken yakalandığımız ekonomik kriz doların aşırı yükselişi ve ithalata dayalı ekonomimizin sırtına binen yük. Bununla birlikte yoksul halkımızın sırtına yüklenen bir sürü vergi var. Cinsel tacize uğrayan kız çocuklarımızın faillerinin affı ile ilgili düzenlemeler.

Yokluk ve yoksulluktan tarikat öğrenci yurtlarına teslim edilip yangınlarda yitirdiğimiz evlatlarımız. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ailelerinin ve ülkemizin başı sağ olsun. İnşallah bu tür acıları bir daha yaşamayız.

İşte bu tür olayları bir cümle ile özetleyecek olursak çağ atladığını iddia ettiğimiz ülkemden memleket manzaraları diyebiliriz. Yaşamanın bile tesadüf hale geldiği güzel ülkem.

Mustafa Kemal Atatürk bize “Benim manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” derken acaba bizi böyle mi hayal etmişti sorarım sizlere. Çok üzgünüm. Hepinize saygılar sunuyorum. Gençlik Kolları Başkanı Aykut Tapar’ın konuşmalarının ardından gündeme dair açıklamalar Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur yaptığı konuşmada şunları söyledi;

Bakın Balkanlardan soğuk hava dalgası geliyor da neden demokrasi dalgası gelmiyor, Hukuk Dalgası gelmiyor, barış dalgası gelmiyor, insan hakları dalgası gelmiyor ama umuyorum bir gün benim ülkeme doğruda bu rüzgârlar esecektir.  Bakın boks maçlarında bir deri vardır. Abandone diye .İşte AKP hükümeti  mantığının da toplumu abandone etmesinden hiçbir farkı yok.  Her gün değişen gündemleri ile değişikliklerin yapay gündemleri ile toplumu abandone ediyorlar ve düşünemez hale getiriyorlar. Kazanımlarımıza ilişkin, cumhuriyet kazanımlarımıza ilişkin, insan haklarına ilişkin kazanımlarımızı, ne ise bütün hepsini alıp götürüyorlar.  Gündem o kadar değişiyor ki, bizler AP almış olduğu kararımı tartışalım, ve ya 15-16 Aralıkta toplanacak olan Avrupa Birliği Konseyinde bu AP görüşmeler durdurulsun talebinin altında ki nelerin doğabileceğini mi tartışalım. AP bir karar çıkıyor hem de 37’ye 479.  Cumhurbaşkanımız bağırıyor. Ey Amerika, ey Dolar. Şimdi doların endekslendiği bir değer var. Cumhurbaşkanımız bağırdı ve dolar yükseldi. Bir gecede petrol ürünlerine 12-13 kuruş zam geliyorsa varın siz onu düşünün.  Son doların yükselişi karşısında kaybımız %15 dolaylarında. Bakın neyi tartışacağız? Geçen hafta Siirt’te göçük altında kalan insanlarımı, bakın bir Fırat operasyonu var. Geçtiğimiz gün bir bomba atıldı. Hem de enlemi ve boylamı hesaplanırcasına ve askerlerimiz öldü ama bir açıklamada yapamıyorlar. BU bir acizliğin göstergesidir. Ne dediler Fırat kalkanı için. Dünkü Esat’ı, bugünkü Esed’i ortadan kaldırmak. Onun faşist mantığını, onun diktatör mantığını ortadan kaldırmak ve demokrasi getirmek. Bizler Suriye’ye demokrasi götüreceğiz. Yahu sen önce kendi ülkene demokrasi getir. Sen önce kendi içinde demokrasi getir sonra dışarıya bak. Yazık çok yazık. Orada bizim insanlarımız ölüyor. Bize ne, bizim o Arap bataklığında ne işimiz var.

Bakın çözüm sahaya inmekten geçiyor. Bakın şurada 25-30 kişi toplanıyoruz. Herkes aynaya bakacak ve sorunun kimde olduğunu görecek. Ha biz yöneticilerin sorunları var ise yarın kongre günü gelir ve kongrede gereği yapılır. Ama gereğini yapacak olan insanlar da önce gereklerini yapmaları lazım. Şayet 1500 kişiye ileti gönderilip buraya 35 kişi geliyor ise bu bir eksiklik. Önce partilimiz ön eleştirisini yapacak. Genel Başkanım mecliste konuşurken yayın kesiliyor ise bizim kendimizi halkımıza anlatmada imkânlarımız kısıt demektir. O zaman iş bizim öz partilimize düşüyor.  O değerlerimize bağlı ve inanan insanlarımıza düşüyor. Evet, herkes kendi evinin önünü süpürecek. Ben inanıyorum ki kendi evinin önünü süpüren partilim gelip o yöneticileri sorgulama hakkına sahip. Ama hem bu toplantılara gelmeyeceğiz, hem bir alan çıkma çağrısı geldiğinde o çağrının gereğini yapmayacağız ondan sonra buraya gelip ey yönetim diyeceğiz. Bana göre bunun Tayyip’in söylemlerinden bir farkı yok. Parti içi meselelerde eski saatler gibi bütün dişliler uyum içerisinde çalışması gerekir. Ama işte biz bunu da beceremiyoruz. Ben inanıyorum ki şuan burada parti yöneticilerin yarısı yok. Partilimizin % 1 burada ben buna inanıyorum. %99’u dışarıda sonra gelip ahkâm kesecek. Yok böyle bir şey. Yapabilir miyiz yaparız ama çamur atmaktan başka bir şey olmaz. Herkes taşın altına elini sokacak. Bizler elimiz değil, saçımızın telini bile uzatmaktan imtina ediyorsak başarı elde etmek mümkün değil.

Bakın geldiğimiz noktada çocukların cinsel istismarını tartışacağız. Bildiğiniz gibi bir gece yarısı baskınında bunu gündeme getirdiler. Teşekkür ediyoruz özellikle kadınlarımız, bayanlarımız ve tüm gençlerimizin ülkenin tüm alanlarında verdikleri mücadele sonrasında o yasa geri çekildi. Ama bunlar yine bir fırsatını bulduklarında bu yasayı yine gündeme getirecekler.

Evvelki akşam olduğu gibi, çocuklarımız orada çayır çayır yanar iken onlar mecliste Akademisyenler için çifte maaşları geçirdiler. Yarın bu çocuk cinsel istismarını gündeme getirecekleri zaman neler olacağının kaygısını yaşıyorum.  Geniş bir uzlaşı mutabakatı yapacaklarına da inanmıyorum.  Altında da neler yatıyor onu da anlamıyoruz. Dün itibarı ile neyi yaşadık. Kadınlara ait şiddet ve kadın cinayetleri.  Bunları tartışmamız gerekiyor. Asıl yaklaşım demokrasinin tüm değerlerini, cumhuriyetin tüm değerlerini yok etmek. OHAL’in kaldırılmasını konuşacak olurken bir baktık Adana’da ki o yangın meydana geldi. Utanç duyuyoruz. Onun bir cinayet olduğuna inanıyoruz. Bakın orada bir devletin yurdu yıkılıyor. Ve devlet yerine bir yurt yapmayıp, devlet yurtlarında öğrencilerin %14 kalırken %86’sının cemaat yurtlarına teslim edildiği süreci yaşattırılıyor. Burada insanlar işte 4+4+4 sisteminin getirdiği zorunluluktan köylerden getirilen o fakir , o yoksul insanların çocukları orada ölümlere ve kendi kaderleri ile baş başa kalıyorlar. Bunu da kader ve fıtrat diye tanımlıyorlar. Bu nasıl bir kader ve fıtrat anlayışıdır. Ki bunu bilim insanları ifade ediyor.  Bilirkişi raporuna baktığınızda ilginç şeyler var. Orası önceleri erkek yurdu iken kameralar varmış. Kız yurduna dönüştürülünce kameralar ortadan kalkıyor. Devletin bu tür kurumlarda şart koştuğu kurallardan birisi de bu. Başka bir gerçeklik orta öğretim kurumlarında cemaatlere ilişkin ve bu tip kurumlara ilişkin yasa olarak böyle bir hak verilemez. Ama o yasayı bile delik deşik ettiler. Onun açıklarından faydalanılaraktan ve devletin denetimsizliği sürecinde bunlar yaşanmıştır. Düşünebiliyor musunuz, yangın merdiveni var, yangın kapısı var normal koşullarda o 1,5 saate kadar dayanması gereken yangın kapısı PVCden yapılıyor. Bunu denetleyen devlet kurumları nerede, bunu denetleyen belediye nerede ve arkasından o yangın kapısından aşağıya inildiğinde kapının üzerinde ki kulpu bilinçli bir şekilde çıkarılmış ki o çocuklar dışarıya çıkmasın diye. İşte bu gerçeği nerede olursa olsun insanlara anlatmamız gerek. Yanımızda ki insanlarla bu bilgileri paylaşmamız lazım. Bence bunu yaparsak bir partili olarak, ülkesini seven birisi olarak, inanı seven birisi olarak gereğini yapmış oluruz diye düşünüyorum. Ama bunu yapmayıp ta orada evlilik dizileri izlersek , onun yorumlarını yaparsak eğer , birinin ifade ettiği gibi iki tip CHP’li vardır. Birisi AKP ile mücadele edenler, diğeri de CHP ile mücadele edenler ve bir grupta bir CHP’liyi gündeme getirirsek bizler görevimizi yapmamış oluruz. Bizler asıl mücadelemizi AKP ile vermemiz gerekir. AKP’nin dayattığı mantıkla mücadele vereceğiz. Din alimiyim diye geçinen, din adına o koltukları işgal edenlerle mücadele edersek bunların altından kalma şansımız var. Aksi takdirde başarılı olamayız. Temel sorumluluklarımızda bunlardır.

Arkadaşlar bir talebimiz var. Kesinlikle ve kesinlikle hukukun uygulanmasını istiyoruz. Hukukun uygulanmasından kastım nedir? Evet yasa açık. Orta öğretim kurumlarında ki bu  yurtların denetimleri devlet tarafından yapılır ama devlet bu yurtları kullanım haklarını tarikatlara, cemaatlara, yada özel kurum ve kişilere devredemezler. BU anlamda biz hukukun uygulanmasını istiyoruz. Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasını istiyoruz. Bundan kaynaklanan bu işe de diyoruz ki  bir an önce devlet bu yurtlara el koysun. Devlet Saray yapacağına, yurt yapsın. Yurt yapsın ki o fakir, o yoksul, benim ülkemin insanları bir siyasi partinin  arka bahçesi olabilecek nitelikteki  yurtlarda barındırılmasın. Devlet görevini yapsın. Devlet insan için vardır. Devlet görevini yapsın. İktidar görevini yapsın.  Ne adına insanlık adına, Türk insanı adına. Aksi takdirde maalesef ki bu iş farklı boyuta dönüşüyor.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.