Ana Sayfa Gündem, Politika, Siyaset 1 Ağustos 2016 1077 Görüntüleme

BABAESKİ’DE “DEMOKRASİ NÖBETİ’NE, VALİ CİVELEK’TE KATILDI…

BABAESKİ’DE “DEMOKRASİ NÖBETİ’NE, VALİ CİVELEK’TE KATILDI…

Haber: Aydın BİLGİLİ- Erhan ERTÜRK

Babaeskili vatandaşların, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) darbe girişiminin 17’inci günü olmasına rağmen “demokrasi nöbeti” tüm heyecanı ile devam ediyor.

Atatürk Meydanı’nda 15 Temmuz kalkışmasıyla başlayan demokrasi nöbetinde vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla çeşitli sloganlar attı.

Demokrasi nöbetinin 17. gününde hükümet konağı önündeki Atatürk Heykelindeki demokrasi nöbetine başta Kırklareli Valisi Esengül Civelek, Adalet ve Kalkınma Partisi Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, Babaeski İlçe Kaymakamı Tarkan Keskin, Babaeski Belediye Başkanı Abdullah Hacı, Adalet ve Kalkınma Partisi Kırklareli İl Başkanı Alper Çiler, Başkan Yardımcısı Mehmet Akın, Adalet ve Kalkınma Partisi Kırklareli 22. ve 23. dönem Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkan vekili Hilmi Kahraman, İlçe Emniyet Müdürü Hakan Hatip, Karahalil Belediye Başkanı Dindar Seçen, Alpullu Belediye Başkanı Saim Kırcı, Pehlivanköy Belediye Başkanı Hüseyin Açıkel, Adalet Ve Kalkınma Partisi Babaeski İlçe Başkanı Ali Gencal, Kadın Kolları Başkanı Şükran Özlem Tosunlu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Kadriye Kahraman Tokat, Şube Müdürleri Semih Tahir Aksoy, Ali Osman Cura, okul müdürleri ve öğretmenler, resmi kurum ve kuruluşların temsilcileri siyasi parti temsilcileri ve bine yakın vatandaş ellerindeki Türk Bayrakları ve sloganlarla katıldı.

Hükümet önünde ki demokrasi nöbeti saygı Duruşu ve istiklal marşımızın okunması ile

  1. ve 23. Dönem AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam; yapmış olduğu konuşmada

‘’Sayın valim, sayın milletvekilim sayın kaymakamım, belediye başkanlarım, çok kıymetli Babaeskili hemşerilerim, hanımefendiler, beyefendiler, yavrularımız hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.

Bu güzel kalabalığa demokrasinin faziletlerinden bahsetmek, son 16-17 gündür yaşadığımız kabustan sonra bahsetmek artık yerinde değil diye düşünüyorum. Ülkemizde değişik devlet kurumlarına sızan bir takım hainlerin olduğunun, bunların mertçe demokrasinin nimetlerinden istifade ederek, anayasamıza uygun olarak, siyasi parti kurarak bu ülkenin yönetimine talip olabilecek kadar mert olmadıklarını, kurumların içine sızarak o kutsal kurumlarımızı hain emellerine alet ettiklerini ve hala edebileceklerini hepimiz artık çok net bir şekilde biliyoruz.

Bazen bir musibet, bin nasihatten hayırlıdır diye bir laf var. Bizim şimdi hep birlikte bu musibetten bir ders alıp, bundan sonra 78 milyon insanımıza, Türk milletine ve Türk devletine bel bağlamış bütün mazlum devletlere aynı acıyı yaşatmamak için ne yapacağımıza da ileriye dönük bakıp karar vermemiz lazım. Bütün milletimiz şunu göstermiştir ki; biz milletçe Türk milleti olarak demokrasiyi bir çok demokrasi dersi vermeye çalışan devletlerden ve milletlerden daha fazla içselleştirmişiz. Biz oyumuzu verme zamanı geldiğinde sandıklara gider oylarımızı veririz. Onun öncesinde Türkiye’de yasal olarak kurulmuş bütün siyasi partilerin taraftarları özgürce kendilerini ifade ederler. Onun devamında gerekirse birbirlerini eleştirirler ama  hiçbir zaman aralarındaki rekabet bir düşmanlık noktasına varmamıştır. Allah’ın izniyle bu millet siyasi kavgalardan dolayı da bir daha hiçbir zaman birbirine düşmeyecektir. Bu beklentinin içinde olan ve hain emellerin, gerçekleştirmek için insanlarımızın arasındaki siyasi itilaflardan istifade etmek isteyenler bugün oldukları gibi ilelebet avuçlarını sizin sayenizde yalayacaklardır.

Bu ülkenin insanları göstermiştir ki; biz demokrasimize ve seçilmiş ve irademizle bu ülkeyi yöneten insanlara tankların önüne yatmak pahasına  kurşunlara sinemizi açıp demokrasiye kendi canımızı siper etmek pahasına  bu işin kararlılığındayız. Tüm siyasi partilerimizle bu kararlılığın arkasında bu süreçte; hükümetimizin ve cumhurbaşkanımızın arkasında durarak geçmişte siyasi itilaflarından dolayı bir araya gelmekten çekinirken, bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelip bu hainlerden bu ülkeyi nasıl temizleyecekleri noktasında ortak kararlar alarak bunu da herkese göstermişlerdir. Artık Türkiye’de demokrasi   artık Türkiye’de devlet kurumlarına sızarak cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği tehlikeye atmak isteyenler bir bütün olarak tüm siyasi partilerin taraftarlarını yani 78 milyon insanımızı bundan sonra karşılarında bulacaklarını elbette öğrendiler. Bundan sonraki süreçten sonra da inşallah bu böyle olacaktır. Birilerinin de sürekli siyasi bir takım çekişmeler içinde birbirini yaftalaması da eminim ki bu süreçle beraber son bulacaktır. Hiç unutmadığımız şeyler var, meydanlarda ellerine mikrofonu geçirenler iktidarlara; anti laik , laiklik karşıtı bir takım yakıştırmalar yapabiliyorlardı. AK Parti bunlardan, bu yaftalamalardan, bazı siyasi partilerin yenilgilerinden sonra bir takım yaftalamalarla en fazla karşı karşıya kalmış siyasi partidir.

Bugün din sömürüsü altında din istismarı altında devlet kurumlarına sızarak, demokrasiyi ve laikliği ortadan kaldırmak isteyen kurumun karşısında tek başına duran lider AK Parti’nin kurucu genel başkanı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. İlk olarak televizyonlardan bu laiklik demokrasi cumhuriyet düşmanı din simsarlarının karşısında kendisinin dimdik duracağını söyleyen halkı da meydanlara davet eden Ak Parti iktidarının Başbakanı Binali Yıldırım olmuştur. Artık herhalde herkes anlamıştır ki bu ülkede inananlara saygı göstermek bu ülkenin değerlerine sahip çıkan insanlara bu meydanları kamu kurumlarını açmak laiklik karşıtlığı değil din vicdan ve inanç özgürlüğüdür. Eğer siz bir ülkede bu özgürlükleri kurmazsanız bunun önünü açmazsanız bu noktada bugün FETÖ Terör Örgütünün yaptığı gibi birileri devlet kurumlarına sızarak halkın inançlarına hizmet edeceğini ifade ederek insanlarımızı her zaman kandırabilir. Ama açıklığın şeffaflığın olduğu din vicdan değerler özgürlüğünün olduğu bir ülkede FETÖ ve benzeri hain,laiklik karşıtı bir takım terör örgütleri oluşamaz, barınamaz millet buna müsaade etmez. Bundan herkes gerekli dersi almalıdır. Biz bunları yıllarca siyasi arenada meydanlarda maalesef bazı siyasi partilerin içine sızmış bir takım düşünmekten milleti tanımaktan uzak insanların ağzından geçmişte dinledik. Sizler de Babaeskililer olarak bunlara şahit oldunuz. Ama bugün gözükmüştür ki demokrasinin laikliğin cumhuriyetin sahibi bütün siyasi legal partilerdir. Ve inşallah bu böyle de devam edecektir. Onun için bu istismarın önünü kapatmak, 15 gündür yaşadığımız sıkıntıları bir daha yaşamamız için çok önemlidir. Birbirimizle kaynaşmak, günlük hayatımızda ki yaşam şekillerinin siyasi ihtilaflarımızı ve fikir ayrıcalıklarımızı hizmetleri ne kadar becerip ne kadar beceremediğimizi demokratik ortamda tartışalım. Saygı gösterelim. Birbirimizin inanç ve değerlerine saygı gösterelim. Ancak bu şekilde bir olmaya, millet olmaya, devlet olmaya, Atatürk’ün göstermiş olduğu cumhuriyetin ilelebet yaşaması noktasında ki hedefe ancak böyle varabiliriz. Bunun başka bir yolu yok. Bu süreç bunu bize çok iyi gösterdi. Bugün bir çok siyasi partide yetki almış, Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanı Adalet ve Kalkınma Partisinin Milletvekili, Devletin ve Cumhurbaşkanının temsilcisi sayın vali hanımın kaymakam beyin hepimizin elimizde bayraklarla burada bulunuyorsak, bu anlayışın zaten yeterince içselleştirildiğinin içselleştirmeyenlerin de hangi partiden olursa olsun tavsiye edildiğinin atıldığının çok önemli bir göstergesidir. Bu şekilde devam edecek sürecin hepimiz için kutlu bir yürüyüşe arzu edilen muasır medeniyetlerine çıkmış ilelebet yaşayacak cumhuriyete zemin oluşturduğu kanaatindeyim. Ben demokrasi için sokakları işgal eden ve darbecileri sokaklara indirmeyen Babaeski halkının bir ferdi olmaktan ne kadar büyük bir mutluluk duyduğumu sizlerle birlikte olmanın beni fazlasıyla gururlandırdığını ifade etmek istiyorum.’’

AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz konuşmasında; ‘’15 Temmuz gecesi karanlık bir bulut ülkemizin üzerine çöreklenmek üzereyken, ülkemizin cumhurbaşkanı başkomutanımızın milleti temsil ettiği iradesine sahip çıkmak için sokaklara çağırmasıyla o kara bulutları daha sabaha varmadan dağıldığı  ve bugün de 17. Akşamında yine güzel ilçemiz Babaeski’de CHP’li Belediye Başkanımız, MHP’li Belediye Başkanlarımız, Ak partili Milletvekilleri ve Devletin Valisi Jandarma Komutanı, Emniyet Güçleri ve Kaymakamı ile bizlere teslim edilen milli iradenin milletin kendi eliyle çapulculara bırakılmadığı ve ülkenin kendi iradesini çalmak isteyen adi terör örgütüne bırakılmadığının bu meydanlardan haykırdığımız 17. Gün. Allah’a hamdolsun milletin iradesi milletin kararlılığı kendi geleceğine sahip çıkma yönünde ki tutarlılığı bu adi darbeyi Fethullahçı Terör Örgütünün milletin geleceğini gasp etme yönünde ki defetme noktasında bizleri başarılı bir noktaya getirdi. Hala meydanlardayız. 81 vilayette tüm ilçelerde büyük merkezlerde duyarlı sayın Cumhurbaşkanımız kendisinin bize vereceği ikinci talimata kadar bu meydanları boş bırakmayacağız. Benim de katıldığım Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanlığı külliyesinde aziz şehitlerimizin ailelerini misafir ettiği gazilerimizin de bilakis orda olduğu bakanların ve tüm milletvekillerinin olduğu şehitleri anma törenine katıldım. Çok duygulu anlar yaşandı. Bu adi terör darbesinin sonrasında kendisini bizlerin geleceği için tankların silahların helikopterlerin önüne atan gencecik insanların bu iradeyi korumak adına ve bizlerin geleceğine sahip çıkmak adına yaşamını yitiren 237 aziz şehidimizin anma törenini gerçekleştirdik. 2 binin üzerinde ki çok sayıda ki yaralı kardeşimizde orada bizlerin arasındaydı. Asiller olarak bizlerin önünde, biz de milletvekilleri olarak onların iradesinin arkasında bu süreci şöyle bir film şeridi gibi 13. Günde orda yaşadık. Bir çok insanımızın gerçekten böyle darbe süreçlerini 27 Mayıs’ta dedelerimizin yaşadığı gibi 12 Eylülde babalarımızın yaşadığı gibi ve bu darbeye kalkışanların da hesap ettiği gibi nasılsa birkaç tank ortaya çıktıktan sonra nasılsa TRT’den de yönetime el konduğu bildirisi okunduktan sonra herkes kapısını camını kapar, perdesi çeker ve televizyondan darbeyi izledikten sonra ki sürece sadece seyirci kalacak inancıyla bu darbeyi yapanların oyunu bozuldu. Millet bu sefer Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla ve 27 Mayıs’tan bu güne kadar biriktirmiş olduğu içinde ki inançla o gün 27 Mayıs’ta rahmetli Adnan Menderes’e ve 3 bakanına sahip çıkamayan milletin içinde ki yangınla, 12 Eylül darbesinin öncesinde darbe şartlarını oluşturmak için o zamanın kuvvetli paşalarının ifade ettiği gibi darbe şartları oluşsun diye 11 eylüle kadar bir şey yapmadık. 12 Eylül’den sonra düdük çalmışçasına tüm terörün bittiği noktayı bu millet çok net anlamıştır. Aynı silahla bir ülkücü kardeşimizi bir solcu kardeşimizi öldürüp ülkede darbe yapanları yaptıkları darbenin kabul edilebilir olması ve bu darbenin meşrulaşması için hep bu siyaset toplum mühendisliklerini bu millet Yeniçerilerin döneminden beri göregeldiği için bin yıldır bu topraklarda ki entrikaları gördüğü için alim olmasa da arif olan bu aziz millet çok okumuş olanlardan bile dahi iyi anlayabilme kabiliyetini geliştirdi. Bu olayın arkasında ki Fethullahçı Terör Örgütünün 40 yıl önce devletin içine yapılanarak ve diğer ülkelerde ki uzantısı ile beraber sadece milletin iradesini teslim almak değil, bu ülkeyi adeta Suriye’ye Irak’a çevirmek  ve çok ciddi bir kırılma noktasına getirerek milletin parçalanması devletiyle bütünlüğünün yok edilmesi çabasıyla bir darbe yaptı. Darbe millet iradesinin hırsızlığıdır. Sizlerin hangi görüşten olursa olsun bizlere vermiş olduğunuz emaneti TBMM’de MHP, CHP AKP olarak tartışabiliriz. Bazı konularda çelişebiliriz. Ama yine hukuk devletinin sınırları içerisinde bunları milletin menfaati içerisinde biz yerli yerine koyarız. Bundan gayrısı gasptır hiledir. 27 Mayısta 12 Eylül de böyle bir hileydi. Darbe başarısız olunca darbe olmaktan da çıkmaz. Her yapılan darbe adidir ve milletin iradesinedir. Darbeler ilk yapıldığında siyasi hükümetleri hedef almış gibi gözükse de yarın burada ki belediye başkanının yerine birisi başkan olduğunu iddia ederek gelir. Ve gerek yerel gerekse genel iradeyi bir anda milletin önünden çalarak alır.

Ancak Türk Milleti asaletine yakışan bir şekilde darbeye karşı olan haykırışını tüm dünyaya duyurdu. Bunun bir örneği Türk Siyaset tarihinde de Dünya Siyaset Tarihinde de yok. Dünya Milletleri şu an bizi izliyor. 13 Türk Devleti zamanında Selçuklu Osmanlı zamanında ve Türkiye Cumhuriyeti zamanında ki başarıların bir tesadüf olmadığını tüm Dünya anladı.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu meydanlarda olma irademizi sürekli tazeleyerek bizlere bildirmesinde şöyle bir amaç var. Bu olay artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarını aşmıştır. Bu olay bizi Edirne’den Kars’a parantezine sıkıştırmak isteyenler için de ders olma yolundadır. Bu olayı sulandırmaya çalışanlar kusura bakmayacak. Bu olayın darbe olmadığı gibi safsatalarla, bu darbeye karşı direnen milletin iradesini sulandırmak anlamına geldiğini tüm millet biliyor. Burada tüm siyasi partilerin olmasının çok önemli bir anlamı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geleceğine 79 milyon insanıyla bu 780 bin km karede sahip çıkmıştır. Her yerde bu direniş vardır. Bu direniş asildir. İçinde emniyet güçleri olan içerisinde siyasetçi olan ve hepsinin varlık amacı olan milletin olduğu bu direnişin içerisinde özgürlük, sömürüye ve emperyalizme karşı haykırış vardır.

Değerli hemşerilerim buradaki bu kutlu mücadelenin; inşallah bu darbe terörünü milletin geleceğinden çıkarma amacıyla da burada olmamızın ayrı bir anlamı var. Bir daha darbe yapanlar bunu düşünmek zorunda. Millet artık kapısını, perdesini kapatıp içeri kaçmıyor. Bu darbe yapanlar milletin ne kadar güçlü silahlarla üzerine giderlerse gitsinler, tankla, jetle, helikopterle ölme iradesi ve kararlılığı göz önüne alan bir insandan daha kuvvetli silah olmadığını Türk milleti onlara gösterdi. Bir millet bin kişi dahi olsa ölme kararlılığını göstermişse eldeki silahın hiçbir anlamı kalmıyor. Aziz milletimiz, darbecilere ve darbecilerin arkasındaki hainlere bu gerçeği haykırmıştır. Darbecilerin elini ayağına dolayan ayaklarının bağını çözen gerçeklerden bir tanesi şudur; isterse jette olsun, isterse tankta, isterse helikopterde, ister meclisi bombalasın, ister özel harekat kuvvetlerini, isterse Ankara Emniyet Müdürlüğünü o tankın benzini veya mazotu, o helikopterin, o jetin mazotu bitecek ve kendisini bekleyen 79 milyon insanın arasına inmek zorunda kalacaklarını darbeciler tüyleri diken diken olarak anlamıştır. Bu millet bundan sonra iradesini çalmak isteyenlere selam durmayacaktır. Meydanlara gelecektir, darbe yapanların oraya gelmesini bekleyecektir. Silahlı kuvvetlerimiz içerisinde; ordumuzun şerefine, namusuna ve geleneğine yakışan darbecilerle beraber iş tutmayıp, milletin ve devletin yanında olan aziz silahlı kuvvetler  mensuplarına teşekkür ediyorum. Emniyet güçlerimize teşekkür ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla ülkemizin her yanında, bu darbe kalkışmasının önünde göğüslerini siper etmişlerdir. O 237 şehidimiz, bizim burada huzur ve mutluluk içerisinde evlatlarımızla yine bu bayrağın altında geleceğe güven duyarak yaşamamız için canlarını feda eden insanlardır. Onların hepsini rahmet ile anıyorum ve ailelerine başsağlığı diliyorum. 2000’in üzerindeki yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kendisi burada olan sayın valime ve sayın kaymakamıma, mülki idari amirlerine, çok teşekkür ediyorum. Bu süreci gerçekten gecelerini gündüzlerine katarak, masum hiçbir vatandaşlarımızın burnu kanamadan ve bu darbe sonrası buradaki duruşumuzu da Türk milletinin asaletine yakışan bir şekilde sürdüreceği altyapıyı hazırladıkları ve o sürecin bertaraf edilmesi için göstermiş oldukları fedakarlıktan dolayı.

Değerli hemşerilerim, bizler siyasi zemindeki mücadelemizi yine buralarda kürsüleri kurarak AK Parti, CHP, MHP ve bundan sonra kurulacak tüm siyasi partilerle bu milletin asaletine, tarihimize yakışacak şekilde yaparız. Sizin verdiğiniz oyla beraber, iktidar oluruz, tek başına iktidar oluruz veya koalisyon oluruz. Milletin iradesini de, millet bizden geri almak istediğinde de namusumuz gibi iade eder ve yeni gelen siyasi partiye bu alanı terk ederiz. Bunun dışındaki hiçbir kalkışmayı kabul etmeyiz. Millet bunu haykırmıştır. Mazlum milletler, hep birlikte göreceksiniz ki kendileri açısından da bir ışığın doğduğunu Türkiye’den bu ışığın yükseldiğini çok net görmüşlerdir. Öyle insanların geleceğini gasp eden tüm kaynaklarını ellerinden alan demokratik olarak seçilen hukuk devletlerinde iktidarlara bir gecede son veren, Mısır’da olduğu gibi Mursi’de olduğu gibi ve yine olması muhtemel olan yerlerde, artık sadece Türkiye’de değil mazlum milletlerin olduğu her yerde darbeciler düşünmek zorundadır. Türkiye tarihte yeni bir köşe taşını bu aziz millet ile inşa etmiştir. Darbe yapmayı düşünen herkes, 15 Temmuz gecesi sonrasında bu aziz milletin yaptıklarını düşünmek ve bir kez yutkunmak zorunda kalacaktır.

Değerli hemşerilerim, bizler inşallah dalgalanan bu aziz bayrağın altında ve susmayacak bu ezanların altında tek bayrak, tek millet, tek devlet ülküsü içerisinde hep birlikte ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşayacağı huzur dolu ve saygı dolu yaşam içerisinde sizlerle birlikte yaşayacağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Devletimiz tüm güvenlik güçleriyle bu adi terör örgütüne ilişkin her türlü tedbiri almıştır. Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisinde, olağan üstü hal kanunu çıkartmak suratiyle vatandaşın değil devletin manevra alanını arttırabilmek amacıyla gerekli yasal düzenlemeyi yaptık. Hemen arkasından bu darbeyi araştırma komisyonunu kurduk. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki emanetinize bizler sahip çıkıyoruz, meclis çalışması devam ediyor ve devam edecek. Bombaların atıldığı saatlerde dahi orada milletvekillerimiz ve bakanlarımız vardı. Sizler de meydanlarda vardınız. Milli iradeyi emanet ettiğiniz milletvekilleri, Ankara’da TBMM çatısı altında, sizlerde ikinci bir emir başkomutanımızdan , cumhurbaşkanımızdan gelinceye kadar bu meydanlarda kardeşçe, dostça ve barış içerisinde darbeye karşı demokratik direnme hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Ben burada emeği geçen tüm kardeşlerime, tüm devlet kurumu temsilcilerine, tüm siyasi parti temsilcilerine teşekkür ediyorum. Hepiniz Allah’a emanet olun. Sağ olun var olun. ‘’ dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Babaeski Söz Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.